rss
twitter
    Ne mutlu Türküm diyene!
Rusya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rusya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Almazbek Atambayev'den Kırgızca Açıklaması

Almazbek Atambayev

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev, Kırgızca'nın kullanımının yaygınlaştırılması için çaba harcanacağını belirterek, "Yaşadığımız devletin dilini ve kültürünün bilmemek utanç vericidir" dedi.

Atambayev, Kırgızistan Güvenlik Konseyi'nin başkent Bişkek'teki toplantısına katılarak açıklamalarda bulundu.

Kırgız dilinin önemine değinen Atambayev, "Dil, ülkenin geleceği ile ilgili orantılıdır. Dilimizi bilmeliyiz. Devlet kendi diline sahip çıkmazsa veya saygı duymazsa, olmaz. Kırgız dili, çok uluslu halkımızın temelidir ve istikrarıdır" dedi.

2 Kasım 1943: Karaçay Türkleri'nin Kafkaslardan Sürgünü ve Soykırımı


2 Kasım 1943: Karaçay Türkleri'nin Kafkaslardan Sürgünü ve Soykırımı


Karaçay-Malkar halkının savaşlar, istilalar, hürriyet mücadeleleriyle dolu tarihlerindeki iki kara gün.

Kafkasya’nın Orta Kafkaslar bölümünde, sarp dağlar ve derin vadiler arasında uzanan topraklarda yüzlerce yıldan beri yaşamakta olan Karaçay-Malkar'lar İkinci Dünya Savaşı’nın bütün hızıyla devam ettiği günlerde, Sovyet hükümetine karşı ihanet, vatan hainliği ve düşmanla işbirliği suçlamalarıyla atayurtlarından koparılarak, yediden yetmişe Orta Asya ve Sibirya’ya sürülmüşlerdi. 2 Kasım 1943’te Karaçaylıların başına gelen felaket, 8 Mart 1944’te onların kardeş halkı Malkarlıların da başına geldi. Tarih boyunca onları birbirlerinden ayırmaya çalışan Ruslar adeta ortak kaderleri olan sürgünde Karaçaylılarla Malkarlıları birleştirmişlerdi.

Dağlıq Qarabağ'da Qaqauz Türkləri



Dağlıq Qarabağ'da Qaqauz Türkləri

1990-cı il… Dağlıq Qarabağ döyüşünün Ağdam Cəbhəsində Azərbaycan Könüllülər Bölməsinin başçısı Qatır Məmməd ilə birlikdəydik. Ermənilər, Qırmızı Ordu generallarına rüşvət vermişdilər. Bu üzdən bölgədəki Rus tank birliyi, bizim olduğumuz bölgəni cəhənnəmə çevirirdi. Birdən, aralarından iki tank ayrılaraq üzərimizə doğru gəlməyə başladı. Gələcək illərdə şəhidlik mərtəbəsinə yüksələn Məmməd ilə göz-gözə gəldik. Aydın idi ki, tanklardan qurtuluşumuz yox idi!
Lakin iki tank tam olduğumuz yerə gəldiklərində birdən lülələrini qarşı tərəfə (ermənilər tərəfə) çevirib atəşə başlayınca çaşdıq. Elə o anda, tankların telsiz antenalarına taxılmış, mavi zəmin üzərinə Bozqurd işarəsi olan Qaqauz bayrağını gördük. Daha sonra tankdan enib yanımıza gələn Qaqauz leytenantın bu sözləri mənim gözümdə "özəl tarixdir":
“Bu Ruslara bax! Pulu alıblar, bizə Türk qardaşlarımıza atəş açmaq əmri verdilər. Biz də üsyan edib bura gəldik. İndi vəziyyətlər bərabərdir, narahat olmayın!”
Qaqauz Türkləri xristiyan olsalar da qan qardaşımızdır.

(Bu sətirlərə 1989-1994-cü illərdə Dağlıq Qarabağda müxbir olan Türkiyəli jurnalist Ardan Zentürkün savaş xatirələrində rast gələ bilərsiniz.)

20 Ocak'ta Ne Olmuştu? 20 Yanvar Faciəsi

Sovyet birlikleri, 20 Ocak 1990’da Ermenileri korumak bahanesiyle tanklarla Bakü’ye girerek 143 kişiyi öldürdü. “20 Ocak Katliamı” ya da “Yanvar Katliamı” olarak anılan olaylar sonrasında Azerbaycan Halk Cephesi liderleri ve bağımsızlık yanlıları tutuklandı. 20 ocak katliamını ve Türk aleminin uğradığı hiç bir katliamı unutmayacağız unutturmayacağız...








Nazım Hikmet'in İhanet Mektubu

Kaynak :Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi arşivi
Yayınlayan: Cenk Başlamış - Vladimir Jarov Milliyet Gazetesi 21 Aralık 1992 tarihli SBKP - Belgelerinde Türkiye başlıklı yazı dizisi
Not: Muzaffer Özdağ’ın “GÖREVE ÇAĞRI” adlı kitapçığından alınmıştır..

Nazım'ın Sovyet vatandaşlığına geçmek için o dönemdeki Sovyet lideri Nikita Jcrusçeve yazdığı mektup:
Saygıdeğer Nikita Sergeyeviç
19 yaşından beri, yalnızca kalbim ve kafamla değil, geçmişimle de Sovyetler Birliği'ne bağlıyım. Bolşevik Partisi'ne, ilk olarak 1923 yılında üye oldum. Ardından, 1924 yılında, yine Moskova'da 1925 yılı başında Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi oldum. Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'ni bitirdim ve parti işleri için Türkiye'ye gittim. 1925 yılı sonunda, Ankara'da yeraltı çalışmaları gösterdiğim için gıyaben 15 yıl hapis cezasına çarptırıldım.
Sonra, yine Moskova'ya döndüm. 1928 yılında Türkiye'de parti işleriyle uğraştım. O zamandan 1950 yılına kadar toplam 56 yıl hapis cezasına çarptırılmama karşın, toplam 17 yıl cezaevinde kaldım. Başta Sovyet halkı olmak üzere, ilerici insanların mücadelesi sonucu cezaevinden çıkarıldım.
Ben, sayılı Komünist şairlerdenim. Çok mutluyum, çünkü Büyük Ekim Devrimi'nin beşinci yıldönümünü Moskova'da kutladım. Bu nedenle de şiir yazdım. SBKP'nin 22'nci kongresini kutladım. Bu nedenle de şiir yazdım.
Artık 10 yıldır Moskova'da yaşıyorum. ailem de yanımda. Bütün Sovyet halkı gibi, buradaki yaşama alıştım. Saygıdeğer Nikita Sergeyeviç, yardım edin, ben Sovyet Vatandaşı olmak istiyorum.

En iyi dileklerimle.
Saygılarımla

Nazım HİKMET
7 Aralık 1961

F-16, Mig-29 Üstünlük Tartışması



F-16, Mig-29 Üstünlük Tartışması

1989 yılında havacılık alanında büyük ilgi çeken haberlerin bir kaynağında Sovyet yapısı Mig-29 uçakları olmuştur. Bir Mig-29 uçağının Rus Pilotu tarafından kaçırılarak Trabzon'a indirilmesi, Paris havacılık Fuarı'ndaki kaza gibi, ard arda gelen olaylar dünya kamuoyu tarafından yakınen izlenmiştir. Batılı istihbarat organları ise bu uçak hakkındaki şu ana kadar elde edemedikleri bilgileri almak ve tereddütlü oldukları hususları aydınlığa kavuşturmak için her fırsattan istifade etmeğe çalışmışlardır.

Türkiye'de olay daha başka bir açıdan ele alınmış ve Türk kamuoyu, bu uçakları, yurt içinde üretimi ile haklı olarak gururlanılan F-16'lar ile karşılaştırarak hangisinin daha üstün olduğu konusunda bir tartışma içine girmiştir.

Genelde bir uçağı diğer bir benzeri ile mukayese ederek bir sonuca ulaşmak yanlış bir değerlendirme olur. Zira askeri uçaklar öncelikle görev sahalarına göre tiplendirilirler. Örneğin; ulaştırma, bombardıman, av, keşif gibi. Daha sonra her tip kendi içinde, dizayn amacı, yapısal farklılıklar ve teknik özellikleri gözönüne alınarak tesnif edilirler. Kısa, orta, uzun menzilli ulaştırma uçakları veya gündüz av-gece av önleme gibi. Diğer yandan aynı kategoride mütala edilen uçaklar ise taşıdıkları sistemden dolayı değişik performans sergiler ve benzerleri ile tam olarak mukayese edilemezler.

Yine aynı tür uçaklar, gerek kullanıcının ihtiyacına uygun olarak ve gerek kullanıcının ihtiyacına uygun olarak ve gerekse teknolojik gelişmelerden dolayı devamlı bir modifikasyona tabi tutularak ilk dizayn amacından daha farklı bir yapıya kavuşturulur ve birden fazla maksat için kullanılabilirler.

İşte tüm bu nedenlerden dolayı aynı tip ve kategoride de olsalar ayrı ayrı ülke ve firma yapısı uçakları mukayese ederek katı bir yargıya varmak yanlış olabilir.

Ancak bütün bu mülahazalara rağmen kamuoyunda büyük bir merak konusu olan bu üstünlük tartışmasına bir yanıt verebilmek için, her iki uçağıda yani hem F-16'yı, hem de Mig-29'u mevcut bilgilere göre datayları ile tanıtmak, mümkün görülen sahalarda bir karşılaştırma yapmak ve neticeyi soruyu soranlara bırakmak en sağlıklı yol olsa gerekir.

F-16'lar hakkında bugüne kadar kamuoyuna yeterli bilgi verildiği kanısıyla bu yazıda önce Mig-29 uçakları özet olarak tanıtılacak ve bilahare her iki uçağın fiziki yapıları, teknik özellikleri ve performansları mukayeseli olarak verilecektir.

MIG-29

Fulcrum'ların Sovyetler tarafından resmi olarak ilk tanıtımı 1986 yılında Finlandiya'da yapılmıştır. O güne kadar batılı kaynaklar böyle bir uçağın geliştirildiğinden haberdar olmalarına rağmen istikrarlı ve birbirine uyan dataylı bir bilgiye sahip olamamışlardır. Rusların MIG-23'lerin yerine servise koymak için yeni bir Av Uçağı Projesi üzerinde çalışmaya başladıkları hakkındaki ilk bilgiler 1971 yılında alınmaya başlanmıştır. Başlangıçta bu uçaklar Mig-23'lerin delta kanatlı bir türü olarak nitelendirilmiş ise de daha sonra bu değerlendirmenin gerçekçi olmadığı ve Sovyetlerin, F-14, F-15, F-16 ve F-18 gibi yeni jenerasyon uçaklar ile rekabet edebilecek tamamen yeni dizayn bir av uçağı üretmek peşinde oldukları anlaşılmıştır.

Mikoyan ve Sukhoi tarafından dizayn edilen Mig-29'ların uzaydan çekilen ilk fotoğrafları 1979 yılında batı basınında yayınlanmış ve ABD yetkili organları bazı teknik bilgiler vermişlerdir. Ancak 1986 yılında Finlandiya'daki resmi tanıtımdan sonra bu bilgilerin gerçeği tam yansıtmadığı ortaya çıkmıştır.İlk taktimden sonra geçen 3 yıl içinde uçak Hindistan, Suriye, Kuzey Kore, Yugoslavya, Çekoslavakya, Irak, Doğu Almanya, İngiltere ve en son olarakta Paris'te birçok gösteriye katılmış ve eldeki bilgiler gün geçtikçe netleşmeye başlamıştır. Halen uçak hakkında tam bir bilgiye sahip olunduğu iddia edilemez ise de yine de Mig-29'ların esrarının çözüldüğü rahatça söylenebilir.

Özellikleri

Mig-29'lar öncelikle, hava üstünşüğü mücadelesinde kullanılmak üzere geliştirilmiş olur tahditli olarakta Hava-Yer görevlerinde kullanılabilir nitelikte, teknolojinin en son yeniliklerini taşıyan taktik bir av uçağıdır.

Uçak genel olarak Mig-23 ve F-15'den daha geniş, ağır ve alçak kanatlı bir yapıya sahiptir. Yapısından Aleminyun, çelik, titan ve %7 oranında da kompozit malzeme kullanılmıştır. Geriye doğru gittikçe incelen kanatların uçları yuvarlaktır. Firar kenarındaki küçük satıhlı aileronlar ile yüksek kaldırma kuvveti yaratılmasında yardımcı hücum kenarı manevra flapları kanatlardaki hareketli kısımları oluştururlar.

Gövde; Mig-23'leri andıran bir radom bölümü, kokpit ve kablolar ile elektronik teçhizatı taşıyan bölümden ibarettir. İki parçalı kanopiye elektrikle kumanda edilmektedir.

Mig-29'ların en büyük özelliklerinden biride hiç şüphe yokki hava alıklarıdır. FOD (Foreing Object Damage) problemlerini çözmek için gaz kolu minimumda iken hava alıkları otomatik olarak kapanır ve sürat 120 knola ulaşınca tekrar açılır.

Uçağın iniş takım yapısı klasik olup burun dikmesi, FOD yaratmaması için mümkün olduğu kadar burundan arkaya konmuş ve geriye doğru katlanmaktadır. Ana iniş takımları, F-14'lerde olduğu gibi ileri doğru içeri alınırlar. Burun dikmesi Steering'li fakat anti-skid'sizdir.




Uçak herbumansky R-33 D turbofan motoru ile takatlandırılmıştır. Yaklaşık 8000 lb'lik yakıt depolarına sahip uçakta gövde altında harici yakıt tanklarıda taşınabilmektedir.

Mig-29'da genel olarak dijital/analog avionikler kullanılmıştır. Infrared arama sistemli ve laser mesafe bulucuları ile entegreli modern bir look down/shoot down pulse dopler atış kontrol radarına sahip uçaklarda F-16'lara benzeyen bir Head-up Display bulunmaktadır. Uçaklarda ayrıca radar altımetresi, 2 modlu INS ve dahili ECM sistemleri mevcuttur.

Uçuş kontrol sistemleri F-14, F-15 ve F-4'lerde kullanulan teknolojiye uygun bir yapıda ve manueldir. Kumanda sistemi analiz kompütörleri ile kumanda edilen bir istikrar elemanı ile takviye edilmiştir.

İki pozisyonlu hücum kenar flaplarına komputörler vasıtası ile kumanda edilmektedir. Kumanda eksenlerinde tahdit edici herhangi bir teçhizat bulunmadığından pilot, uçağın yapısal ve aerodinamik limitlerini zorlamayan her türlü manevrayı yapabilir.

FULCRUM'larda her kanatta 3 olmak üzere 6 adet silah taşıma istasyonu mevcuttur. Sol kanadın gövdeye yakın bölgesinde 1 adet 30 mm'lik top bulunmaktadır.

F-16'larla mukayese verilen bu bilgilerin ışığında Mig-29'lar ile F-16'lar arasında karıştırmalar görsellerdeki 4 tabloda verilmiştir.

Sonuç

Daha evvelde belirtildiği gibi aynı kategoride olsalar dahi uçaklar arasında mukayese yaparak bir üstünlük değerlendirmesi ortaya koymak hiç şüphe yokki bir yanılgıya sebebiyet verir. Hele bir tarafta MIG-29 gibi tüm özellikleri ayrıntılı bir şekilde bilinmeyen bir uçak olur ise bu yanılgı daha da artar. Diğer yandan teknik ve harekat özellikleri gözönüne alınırsa MIG-29'ların F-16'ların doğu bloğundaki bir karşıtı olduğu söylenemez. Zira MIG-29'lar genel hatlarıyla f-14 ve/veya F-15'lere muadil bir uçak görüntüsü vermektedir.

Gerçek şudur ki; Mig-29'ları mükemmel bir hava üstünlüğü mücadele uçağı olarak Sovyet teknolojisinin en son özelliklerini taşıyan ve iyi eğitim görmüş pilotları ile her zaman müesir olabilecek bir uçaktır. Halen 500'e yakın MIG-29 uçağı Sovyet Hava Kuvvetlerinde hizmet vermektedir. Ayrıca Doğu Alman, Hindistan, Irak, Kuzey Kore, Suriye, Yugoslavya ve Zimbabwe Hava Kuvvetleri de bu uçakları envanterinde bulundurmaktadır.



Yaşar Demirbulak, Savunma ve Havacılık NO:1/90

28 Mayıs 1918 - Azerbaycan'ın 92. Kuruluş Yıldönümü



Bugün 28 Mayıs 1918. Azerbaycan'ın 92. kuruluş yıldönümü, Hürriyet ve İstiklâl Bayramı. Bu günü sağlayan Mehmet Emin RESULZADE: "Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez!" 28 Mayıs 1918'de kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti, 1920'de Rusya tarafında işgal edilerek, Sovyetler Birliği ülkeleri arasına katılmıştı. 1991'de bağımsızlığını kazanan Azerbaycan, her yıl 28 Mayıs'ı Cumhuriyet Günü olarak kutlamaktadır. Karabağ ve Güney Azerbaycan'da bez parçaları dalgalanırken asla gerçek bir kutlama olmayacaktır. Yaşasın bütöv Azerbaycan!
"Bayragimizin dalgalandigi cografiler ancaq genishlenecek! Bütöv Azerbaycan delileri, vurgunlari Bagimsizliq bayraminiz qutluolsun! " Araz Elses...

20 Ocak Faciası İnsanlığa Karşı Yapılmış Bir Cinayettir

Azerbaycan halkının tarihine Kanlı Yanvar Faciası (Kanlı Ocak Faciası) gibi dahil olmuş 20 Ocak 1990 tarihli olayların üzerinden yirmi yıl geçiyor. Yirmi yıl önce Azerbaycan halkının kaderinde kötü ve korkulu günler yaşanıyordu. Halk saldırıya uğramış, suçsuz insanlar kurşuna dizilmiş, tankların altında ezilmişti.
Ama 20 Ocak, Azerbaycan halkının tarihinde, sadece ağıt ve acı ile hatırlanacak gün değil. 20 Ocak hem de halkımızın şan ve şeref günüdür. O gün caddeleri boyamış al şehit kanları bir anlamda milli ülkümüzün uyanan güneşinin kırmızı şafakını simgeliyordu. Halkımız o gün üstüne saldıran dehşet verici kabusa, Sovyet harbiyesinin korkunç güruhuna karşı göğsünü vermeyi, kendi kimliğini ve metanetini nümayiş ettirmeği başardı. 1990 yılının 20 Ocağı Azerbaycan'ın istiklal yolunun ilk şehitlik zirvesiydi. Sovyet Ordusu'nun çok sayılı birliklerinin, özel harekat birliklerinin ve içişleri bakanlığına bağlı birliklerin Bakü'ye saldırısı hususi gaddarlık ve görülmemiş vahşetle takip edildi. Komünist diktatörlüğü Macaristan'a, Afganistan'a Çekoslovakya'ya yönelik yaptığı askeri müdahaleyi o zaman Sovyetler Birliği'nin müttefik cumhuriyetlerinden biri olan Azerbaycan'da da tekrarlamaktan çekinmedi. Azerbaycan'ın komşu Ermenistan'ın saldırısına maruz kaldığı ortamda, Sovyet yönetimi, münakaşayı önlemek için kesin önlemler almak yerine, Azerbaycan'a gönderilen ordu birliklerinin terkibine Stavropol, Krasnodar ve Rostov'dan seferberliğe alınan Ermeni asker ve subayları, Sovyet harbi birliklerinde hizmet eden Ermenileri ve Askeri okulların Ermeni öğrencilerini dahil ederek, Ermeni tarafında yer almıştır. Bakü'ye saldıran askeri birlikler (bazı bilgilere göre 60.000 kişi) "dövüş görevi"ni yerine getirmek için iyi bir psikolojik hazırlıktan geçirilmişlerdi: "Siz Bakü'ye Rusları savunmak için getirilmişsiniz, yerli ahali onları vahşicesine öldürüyor; ekstremistler Salyan Kazarmaları'nın (Bakü'de esas garnizonun yerleşmiş olduğu kışla) çevresindeki evlerin çatılarına keskin nişancılar yerleştirmişlerdir, sadece bu arazide 110 ateş noktası var; apartmanlar, daireler Azerbaycan Halk Cephesi'nin silahlılarıyla doludur, onlar sizi kurşun yağmuruna tutacaklar" ("Şit" Örgütü'nün bağımsız askeri eksperlerinin raporlarından). Mihail Gorbaçov başta olmakla Sovyet yönetimi Bakü'de "Rus ve Ermeni" kozunu maharetle kullandı. Sanki askeri birlikler Bakü'ye Rus ve Ermenileri, asker ailelerini korumak, "aşırı milliyetçiler" tarafından iktidarın zorla ele geçirilmesini önlemek amacıyla gönderilmişlerdi. Aslında ise bu açık riya ve ak yalandı. Çünkü Sovyet yönetiminin delilleri gerçeğe yakın olsaydı bile, Bakü'ye tepeden tırnağa silahlandırılmış askeri birlikler göndermeye ihtiyaç yoktu. Çünkü o zaman Bakü'de içişleri bakanlığına bağlı 11.500 asker, savunma bakanlığına bağlı Bakü Garnizonu'nun askeri birlikleri, hava saldırısından savunma kuvvetleri vardı. 4. Ordu Komutanlığı da Bakü'de konuşlandırılmıştı. Bunlara rağmen 1990 yılı 19 Ocak'ta Mihail Gorbaçov SSCB Anayasası'nın 199. ve Azerbaycan SSC Anayasası'nın 71. maddesini kabaca ihlal ederek, 20 Ocak'tan itibaren olağanüstü hal ilan edilmesi hakkında ferman imzaladı. Lakin KGB'nin "Alfa" grubu 19 Ocak saat 19.27'de Azerbaycan Televizyonu'nun enerji bloğunu bombaladı ve Azerbaycan Televizyonu'nun yayınını imkansız hale getirdi. Gece ise askeri birlikler olağanüstü halden habersiz olan şehre girdi ve ahaliye karşı saldırıya geçti. Gorbaçov'un fermanı geçerli olacağı saate kadar (20 Ocak 1990, Saat 00.00) 9 kişi öldürülmüştür. Bakü'de olağanüstü hal ilan edilmesi hakkındaki bilgi ise halka 20 Ocak sabahı saat 07.00 da Azerbaycan Radyosu aracılığıyla bildirilmiştir. Bu saate kadar öldürülen kişi sayısı 100 civarındaydı. Oysa Gorbaçov'un Azerbaycan'a görevlendirerek gönderdiği yüksek makamlı emisarlar utanmadan Bakü'de olağanüstü hal ilan edilmeyeceğini beyan etmişlerdir. Tanklar, zırhlı araçlar Bakü caddelerinde önlerine çıkan her şeyi ezmiş, askerler her yanı kurşun yağmuruna tutmuşlardır. İnsanlar sadece caddelerde değil otobüslerde hatta evlerinde otururken bile mermilere hedef olmuşlardır. Yaralılar için gelen ambulanslar ve ilkyardım ekiplerine de ateş açılmıştır. Birkaç gün içinde 137 kişi öldürülmüş, 700 kişi yaralanmış ve 800'den fazla kişi gözaltına alınmıştır. "Şit" ("Kalkan") Örgütü Eksperlerinin raporlarından: " İnsanları özel gaddarlıkla ve yakın mesafeden kurşunlamışlardır. Mesela Y. Meyeroviç'e 21, V. Hanmemmedov'a 10'dan fazla, R. Rüstemov'a 23 mermi isabet etmiştir; " Hastaneler, ambulanslar kurşunlanmış, hekimler öldürülmüştür; " Kalaşnikof tüfeklerinin ağırlık merkezi değişen 5,54 çaplı mermileri kullanılmıştır. Helak olanlar arasında yetişkin olmayanlar, kadınlar, ihtiyarlar ve engelliler de vardı. 1990 yılının Ocak olayları ayın 19'dan 20'sine geçen gecenin kanlı kıyımları ile bitmedi. Sovyet Ordusunun özel eğitilmiş birlikleri bölgelerde halen facialar türetiyorlardı. 20 Ocak'ta tüm dünya Bakü'de yapılan kıyımdan haberdar oldu. 18 yıl önce "demokratik dünya" Bakü'deki kanlı terör hadiselerini "Sovyetler Birliği'nin iç meselesi" adlandırdı. Sonra da bu "demokratik dünya" eli kanlı Gorbaçov'a Nobel Barış Ödülü verdi.
20 Ocak ve Azerbaycan tarihinde bundan önceki feci olaylar XX. yüzyıl boyunca halkımıza karşı yürütülen düşünülmüş siyasetin tezahürüydü. Azerbaycan Halkına karşı soykırım, Sovyet hakimiyeti yıllarında Azerbaycan topraklarının yavaş yavaş ilhak edilmesi, neticede ülke topraklarının 125.000 km2 - den 87.000 km2 - ye düşmesi, Sovyet yönetiminin Ermenilere arka çıkmasıyla başlayan Dağlık Karabağ olayları, Azerbaycan Türklerinin Ermenistan arazisindeki ezeli topraklarından kovulması bu siyasetin aşamalarıdır.

Bakü'nün en yüksek noktalarından birinde her bir Azerbaycanlı için mukaddes ant yerine çevrilmiş bir mekan var. Bu, 20 Ocak kurbanlarının ve Ermenistan'ın askeri saldırısına karşı savaşlarda helak olanların defnedildiği Şehitler Hıyabanı'dır. Her yıl 20 Ocak'ta binlerce insan burayı ziyaret eder, vatanın özgürlüğü ve istiklali uğrunda canlarından geçmiş Azerbaycan evlatlarının aziz hatırasını ihtiramla yad eder. Yıllar geçecek, nesiller değişecek, lakin vatan evlatlarının hatırası yüreklerde ebediyen yaşayacaktır.

alıntı : Azerbaycan Kars Başkonsolosu Hasan Sultanoğlu ZEYNALOV

KARANFİL ŞEHİT KANI
AĞLA KARANFİL AĞLA
AĞLAT İNLET MEYDANI
AĞLA KARANFİL

CAVANLARA KIYDILAR
TANKLAR ALTA KOYDULAR
KANIM İÇİP DOYDULAR
AĞLA KARANFİL AĞLA

HER ŞEHİDE BİR DÜZÜM
ABŞERON KAN DENİZİM
SEN MENİM AĞLAR GÖZÜM
AĞLA KARANFİL

UZAK MENZİL, ACI YOL
YOLDU YOL, ELACI YOL
ŞEHİTLERE BACI OL
AĞLA KARANFİL AĞLA

AĞLA YÜREK BOŞALSIN
SESİN GÖĞE BAŞ ALSIN
AĞLA DAĞLAR YUMŞALSIN
AĞLA KARANFİL

BU GÜNAHSIZ KANLARA
BU DİDİLMİŞ CANLARA
BU CANSIZ CAVANLARA
AĞLA KARANFİL AĞLA

Rusların 19 ocak'ı 20 ocak'a bağlayan gece Azerbaycan'ı işgali üzerine, İran Azerbaycan'ından Şair Mehmet Aslan'ın yazdığı şiirdir.

1 Abbasov Sabir Rzagulu oglu (1965)
2 Abbasova Farida Nariman gizi (1952)
3 Abdullayev Eyyub Mahmud oglu (1967)
4 Abdullayev Tariyel Hajibala oglu (1965)
5 Abdullayev Zahid Abdulla oglu (1959)
6 Abduyev Tariyel Orij oglu (1949)
7 Abilhassanov Ilgar Yusif oglu (1967)
8 Abulfat Mirjamal Mirsaleh oglu (1958)
9 Agahusseynov Agahassan Yarig oglu (1957)
10 Agahusseynov Nuraddin Aslan oglu (1951)
11 Agaverdiyev Aslan Alikram oglu
12 Ahmadov Ilgar Humbat oglu (1965)
13 Alekberov Azer Nasib oglu
14 Aleskerov Zaur Rasim oglu (1969)
15 Alimov Ramis Kharis oglu
16 Aliyev Bayram Madat oglu (1950)
17 Aliyev Khalgan Yusif oglu (1969)
18 Aliyev Namig Kamil oglu
19 Aliyev Rustem Shahveled oglu
20 Aliyev Zabulla Kheyrulla oglu (1946)
21 Aliyev Zahid Bayram oglu
22 Alizade Faig
23 Allahverdiyev Ilham Ajdar oglu
24 Allahverdiyev Ruslan Kamal oglu (1967)
25 Allahverdiyeva Fariza Choban gizi
26 Almammadov Teymur Yahya oglu (1972)
27 Asadullayev Asif Kamal oglu (1954)
28 Asgarov Novruz Faig oglu (1968)
29 Ashrafov Rahman Ismikhan oglu (1955)
30 Atakishiyev Behruz Tofig (1961)
31 Atakishiyev Shakir Khandash oglu
32 Azizov Habil Kommunar oglu (1968)
33 Babayev Fuad Yaver oglu (1967)
34 Babayev Rahim Vagif oglu
35 Babayeva Surayya Latif gizi (1913)
36 Badalov Rovshan Seyfulla oglu (1965)
37 Baghirov Baloglan Habib oglu
38 Bagihrov Telman Malik oglu (1960)
39 Bakhshaliyev Elchin Mirza oglu (1965)
40 Bakhshiyev Salman Babakhan oglu (1949)
41 Balahusseyn Mirgazab oglu (1929)
42 Bayramov Sahil Isabala oglu
43 Besantina Vera Lvovna (1973)
44 Bogdanov Valeriy Zakir oglu (1958)
45 Bunyadzade Ulvi Yusif oglu (1969)
46 Eminov Vafadar Osman oglu (1966)
47 Ganiyev Mirza Rzabala oglu (1958)
48 Garayev Ilgar Ali (1959)
49 Gasimov Abbas Mammad oglu (1966)
50 Gasimov Yusif Ibrahim oglu (1948)
51 Gayibov Alasgar Yusif oglu
52 Geybullayev Elchin Suyeddin oglu (1968)
53 Gojamanov Aliyusif Bilal oglu
54 Guliyev Sakhavet Balay oglu (1940)
55 Gurabov Tenghiz Mammad oglu (1965)
56 Hajiyev Mubariz Mahammad oglu (1952)
57 Hamidov Izzet Atakishi oglu (1930)
58 Hashimov Israfil Agababa oglu
59 Hassanov Ali Khudaverdi oglu
60 Hassanov Mehman Ibrahim (1964)
61 Hassanov Muzaffar Gazanfar oglu (1939)
62 Hassanov Sahib Nasib oglu (1949)
63 Husseynov Alimardan Abil oglu (1962)
64 Husseynov Nariman Veli oglu (1975)
65 Husseynov Raghib Mammad oglu
66 Ibrahimov Ibrahim Ismayil oglu (1928)
67 Ibrahimov Ilgar Rashid oglu (1976)
68 Ibrahimov Shohrat Sohrab oglu (1965)
69 Imanov Elchin Beydulla oglu (1967)
70 Isayev Mushfig Aga Ali oglu (1968)
71 Isayev Fehreddin Khudu ogu(1966)
72 Isayev Rauf Sultanmejid oglu
73 Ismayilov Javad Yunis oglu
74 Ismayilov Mammadali Novruz oglu (1946)
75 Ismayilov Rashid Islam oglu
76 Ismayilov Tofig Babakhan oglu (1956)
77 Ismayilov Yusif Talat oglu (1958)
78 Israilov Aganazar Araz oglu (1960)
79 Jafarov Abulfaz Boyukaga oglu (1964)
80 Javanshirov Ilkin Zulgadar oglu (1933)
81 Kazimov Aflatun Hashim oglu (1958)
82 Kerimov Alexander Ramazan oglu (1970)
83 Kerimov Ilgar Isa oglu (1962)
84 Kerimov Ogtay Eyvaz oglu (1964)
85 Kerimov Sehran Agakerim oglu (1961)
86 Khanmammadov Jabrayil Husseynkhan oglu (1939)
87 Khanmedov Baba Mahammad oglu (1939)
88 Kharitonov Vladimir Alexandrovich (1949)
89 Mammadov Eldar Zeynal oglu
90 Mammadov Ibrahim Behbud oglu (1961)
91 Mammadov Ilham Islam oglu (1951)
92 Mammadov Mammad Yarmammad oglu (1959)
93 Mammadov Mehman Agasef oglu (1957)
94 Mammadov Mirkamal Seyidgurban oglu (1955)
95 Mammadov Mobil Bashir oglu (1937)
96 Mammadov Rahim Veliaga oglu (1969)
97 Mammadov Sakhavet Heydar oglu
98 Mammadov Shahin Zahid oglu (1972)
99 Mammadov Vagif Mammad oglu (1960)
100 Mammadov Vidadi Uzeyir oglu (1949)
101 Mammadova Larisa Farman gizi (1976)
102 Mammadova Svetlana (1939)
103 Markhevka Alexander
104 Meyerovich Yan (1955)
105 Mirzayev Azad Aliheyder oglu (1961)
106 Mirzayev Elchin Husseyngulu oglu (1961)
107 Mirzayev Vagif Samed oglu (1959)
108 Movludov Fuad Farhad oglu (1968)
109 Mukhtarov Rasim Mustafa oglu
110 Muradov Mehman Asad oglu (1961)
111 Mursagulov Ismayil Hassan oglu (1939)
112 Mustafayev Mahir Vagif oglu (1968)
113 Nasibov Allahyar Iskandar oglu
114 Nassirov Yanvar Shirali oglu (1957)
115 Nikolayenko Alla Alexeyevna (1972)
116 Nishenko Andrey Alexeyevich (1972)
117 Orujov Shemseddin Abilhassan oglu
118 Poladi Saleh Aligulu oglu (1968)
119 Rahmanov Islam Ogtay oglu (1968)
120 Rustamov Rovshan Mammad oglu
121 Rzayev Azad Allahverdi oglu
122 Sadigov Yusif Allahverdi oglu (1964)
123 Safarov Bafadar Agamirza oglu (1923)
124 Salahov Sharafeddin Muzaffar oglu (1963)
125 Semyonov Alexander Vladimirovich (1947)
126 Sharifov Mourvet Rehim oglu (1932)
127 Suleymanov Ali Yusif oglu (1956)
128 Tokarev Vladimir Ivanovich (1953)
129 Tuktamishev Fergat Sharifulla oglu (1958)
130 Yagubov Nusret Ismayil oglu (1958)
131 Yefimov Boris Vasilyevich (1945)
132 Yusupov Oleg Kerim oglu
133 Zulalov Isbandiyar Adil oglu (1963)

*Bu liste tam değildir, çünkü 19-20, 1990 tarihinde hayatını kaybeden kardeşlerimizin bir çoğunun cansız bedenleri tanınmaz halde olduğu için kimlik tesbiti yapılamayanlar oldu.

Rusya'da Emolara Dalan Psikopat :)



Küçük Emrah'ın tiki versiyonları emolar... Kimse onları sevmez ve hep bunalımdadırlar. Rusya'da bir grup emoya bodoslama dalan Rus gencinin videosunu yukarıda izlemektesiniz. Amatör sandacı emoları tek tek seriyor :) Emocu gençler hep birlikte dalsalar saldırganın katli vacip olurmuş ama harcanmak onların kaderlerinde var.

Çeçen Mücahitler Spetsnaz Avlıyor



Spetsnaz Rus özel kuvvetlerine veriler genel isimdir. Özel amaçlı birlik anlamına gelen Spetsnaz savaşta ve barışta keşif ve özel görevleri gerçekleştirmeleri için kurulmuştur ve ekipmanları normal bir piyadeye göre çok üstündür. Okurlarımız arasında 40 yaşın üstünde kişiler varsa Spetsnaz ismini duyduklarında akıllarına Hafizullah Amin suikasti gelir. KGB'nin emiryle harekete geçen Spetnaz timi 1979 yılında Afganistan'da Hafizullah Amin'e başarılı bir suikast düzenlemiştir. Yukarıdaki izletide aşırı güç kullandıkları bilinen Spetsnaz timine saldıran Çeçen Mücahitleri izleyebilirsiniz. Şidmiden merak edenlere yazalım kazanan taraf Çeçen Mücahitler :)

İlginizi çekebilir: Çeçenlerin Ruslara Karşı Savaş Stratejileri

Üstün Manevra Yetenekli: MiG-29

MİG-29 Mikoyan Gurevich tarafından 1977 yılında üretilmiştir. Dördüncü jenerasyona ait, üstün manevra yetenekli bir kısa menzil hava muharebe ve savunma uçağıdır. Birçok ilklere imza atan MiG-29, ilk iki alternatifli hava alıklarına sahip uçaktır. Ham zeminli pistlerden kalkış yaparken yerden fırlayan yabancı cisimlerin motora zarar vermemesi için ön hava emişlerini kapatıp gövde üstünde, kokpitin iki yanındaki klapeleri açarak emiş yapar. MiG-29 aynı zamanda ilk turbofan motorlu hava muharebe uçağıdır. Tek kişilik ve çift motorlu bu uçağın batıdaki karşılıkları F-15,F-16,F-18 dir. 24 ülkede kullanılmaktadır. Su-27’lerle birlikte Rusya Hava Kuvvetleri’nin ana avcı gücünü oluşturmaktadır. En son modelleri olan MİG-29SMT ve iki kişilik MiG-29UBT’ler HUD, MFD, HOTAS gibi modern elektronik cihazlarla donatılmış, menzili 3500 km’ye çıkarılmış; kara saldırı görevlerini üstlenebilecek tarzda modernize edilmiştir. Havada bir sefer yakıt ikmali ile menzili 5500km’ye çıkmaktadır. Üstün manevra yeteneğine sahiptir. Dünyanın ilk kaska monteli nişanlama sistemine sahip uçağıdır. Motoru nükleer bir saldırıdan sonra da uçabilecek şekilde dizayn edilmiştir. 11G Manevra kabiliyetine sahiptir ki bu manevradan fazlasına MİG-29 izin vermediği için değil hiçbir pilot 11G'nin üzerine dayanamadığı için çıkılamamıştır, gerçekte MİG-29'un tam manevra sınırı bilinmemektedir. Ayrıca sadece MİG-29'a özgü "burun kaldırma" denen bir manevrası vardır ki özellikle itdalaşında ona ezici bir üstünlük verir. Pilot fırlatma koltuğu yere 200 metre mesafede dahi çalışmaktadır. Bu da pilot güvenliğini arttırıcı bir etkendir. Her biri kilotonluk olmak üzere 6 tane nükleer bomba taşıma kapasitesine sahiptir. NATO kod adı ”Fulcrum”dır.

Uçakta;
1 Adet: 30 mm top
AAM(Hava Hava) görevleri için: AA- 8,AA-10, AA-11 füzelerini kullanmaktadır.
AGM (Hava Yer) görevleri için: AS-12, AS-14 füzeleri vardır.

Teknik özellikleri:

Uzunluk: 17,3 metre
Yükseklik: 4,7 metre
Kanat açıklığı: 11,4 metre
Ağırlığı:27215 kg
Servis tabanı: 18400 metre
Hız: 2,3 mach
Motor:Turbofan Klimov RD-33
Motorun İtiş Gücü: 81.4kN
Türü Av
Üretici: Mikoyan Gurevich
İlk Uçuş: 1977
Hizmete Giriş: 1982



Mig-15'in Geliştirilmiş Versiyonu: Mig-17

MiG-17 Fresco, 1949 yılında Mikoyan Gurevich bürosu tarafında geliştirilen tek motorlu ve tek kişilik bir uçaktır. MiG-15'in geliştirilmiş versiyonudur. İlk kez bu uçakta AAM (Hava Hava) füzeleri kullanılmıştır.

Uçakta;

  • 3 Adet 27mm top
  • 4 Adet 57mm Roket
  • AAM(Hava Hava) görevleri için:
  • AA-1 Alkali , AA-2 Atoll

Teknik Özellikleri;

  • Uzunluk: 11.1 metre
  • Yükseklik: 3,8 metre
  • Kanat Açıklığı: 9,64 metre
  • Servis Tavanı: 15850
  • Türü: Av/Bombardıman
  • Dönemi: -
  • Üretici: Mikoyan Gurevich
  • İlk uçuş: 1954
  • Hizmete Giriş: 1954
  • Hizmetten Çıkış: ?
  • Üretim: 6000 Adet


Rusyanın İlk Jet Motorlu Uçağı: Mig-15

MiG-15 Fagot, 1947 yılında Mikoyan Gurevich ofisi tarafından üretilmiş tek motorlu ve tek kişilik bir uçaktır. Rusya'nın ilk jet motorlu uçağıdır. Uçaktan İngiliz Rolls-Royce'un Nene turbojet motoru Klimov VK-1 şeklinde isimlendirilerek kullanılmıştır. Mig-15 Kore Savaşında ünlenmiştir. Amerika ise bu uçağa karşı F-86 Thunder'ı geliştirmiştir.
  • Uzunluk: 10.1 metre
  • Yükseklik: 3,7 metre
  • Kanat Açıklığı: 10,1 metre
  • Servis Tavanı: ?
  • Türü: Av
  • Dönemi: -
  • Üretici: Mikoyan Gurevich
  • İlk Uçuş: 1947
  • Hizmete Giriş: 1947
  • Hizmetten Çıkış: ?
  • Üretim: 18000 Adet


Ka-50 Hokum: Bilgiler ve Fotoğraflar

En yenilikçi konseptlerden birine sahip olan, Dus Kamov firmasının ürettiği Ka–50 helikopterleri, şu anda yapılmış coaxial rotor yapısına sahip tek savaş helikopteridir. Tek kişilik bir helikopter olması, aracın bir diğer yenilikçi konsepti olsa da, geliştirilmiş versiyonları olan Ka–52 ve Ka–50–2 bu fikirden vazgeçilerek klasik iki kişilik modele dönülmüştür. Helikopter rotor konfigürasyonunun getirdiği; ağır zırhlı gövdesine rağmen, benzerleri kadar yüksek hız ve manevra kabiliyetine sahip olması ve kuyruk bölgesinde meydana gelebilecek hasarlardan daha az etkilenmesi gibi muharebe sahasında etkinliği arttıracak avantajlara sahiptir. Ayrıca serinin bütün helikopterlerinde fırlatma koltuğu vardır. Rusya için geliştirilen Ka–52 modelinde yan yana oturulan pilot kabini yapısı benimsenmiştir. Ancak Türkiye’nin helikopter ihtiyacına yönelik ihalede tandem pilot kabinini şart koşulmuş olduğu için “Ka–50–2 Erdoğan” adı verilen model geliştirilmiştir. Ka–50–2, İsrail üretimi NATO standartlarına uygun elektronik aksamla donatılmıştır.


Rusya: Bize Din Adamı Yetiştirin

Patrik Kiril'in ardından Türkiye'ye gelecek Rusya başbakanı Putin 20 milyon müslümanın yaşadığı ülkeleri için İslam konusunda kitap ve belge desteği isteyecekmiş.

Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’yle egemenlik çekişmesi içerisinde olan Rus Ortodoks Kilisesi'nin ikinci adamı Metropolit Kiril bugün Türkiye'ye geliyor. İstanbul’da Patrik Bartholomeus ile ilk defa bir araya gelecek olan Patrik Kiril, ardından Ankara’ya geçecek. Başbakan ve Kültür Bakanı ile görüşecek Metropolit Kiril Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu'nu da ziyaret edecek. Metropolit Kiril'in Ankara'daki en önemli gündemi 20 milyon Müslüman’ın bulunduğu Rusya’da, İslam konusunda ders veren üniversite öğretim üyelerinin Türkiye’de eğitim görmesi." olacak. Bu konuda önceden imzalanan anlaşmayla Moskova İslam Üniversitesi’ne kitap ve belge desteği verilmesi kararlaştırılmış, din eğitimine müdahale etmek isteyen bazı ülkelerin politikalarının önüne geçilmesi öngörülmüştü.

Putin Ağustosta Gelecek

Bu arada Rusya Başbakanı Vladimir Putin de, Haziran ayında yapılması planlanan ziyaretini 6 Ağustos tarihinde gerçekleştirecek. Putin’in ziyaretinde ekonomik ilişkilerin ön plana çıkacağı, ancak Patrik Kiril’in taleplerini de gündeme getirmesi bekleniyor.

Rusya'dan Alınacağı Söylenen Helikopter: Mil Mi 28

Alçaktan uçan hava hedefleri ve zırhlı-zırhsız kara hedeflerine saldırı için tasarlanan Mi-24'ün devamıdır. Mi-28 iki ayrı kokpitte oturan silahçı ve pilota sahiptir. Üçüncü kişiyi alabilecek kabininin bulunması kurtarma çalışmalarında da kullanılmasını sağlamaktadır. Mi-28 ileri 300 km/sa, yana ve geriye 100 km/sa hızla uçabiliyor. Sanırsam biz Mi-28N almayı planlıyoruz. Mi-28N gece görevlerini üstlenebiliyor. Nota kod adı "Havoc" ve "Night Havoc" dur. Mi-28N doneleri: İki mürettebat, 282 km/sa azami hız, 260 km/sa seyir hızı, 460 km menzil (Drop tanklarda 1150 km). Silah donanımı: 2A42 model 30mm top, Radyo güdümlü “Shturm” veya “Ataka” 16 adet anti-tank roket, 20 ad. 80mm veya 5 ad. 122mm’lik havadan karaya güdümsüz roketler, kanat altı pilonlarda el bombası lancerleri veya 23mm, 12.7mm, 7.62mm makinalılar, 2 ad. IR güdümlü havadan havaya füze, havadan karaya güdümlü füzeler. Aşağıda Mil Mi-28 fotoğraflarını görebilirsiniz. İşte Rusya'nın Mil firması tarafından üretilen Mi-28 fotoğrafları:






Çeçenlerin Ruslara Karşı Saldırı Stratejileri


Genel olarak gerilla savaşı küçük ve gizli birliklerin düzenli güçlere karşı uyguladığı yıpratma taktiğidir. İlk olarak İspanyolların Napolyon'u terleten bu taktiği ilk defa Lawrence tarafından savaş kavramı haline getirildi. Kurtuluş savaşında çetelerimizin düşman birliklerine uyguladığı gibi Küba'da olduğu gibi baskıcı yönetime karşıda uygulanmıştır. II. Dünya Savaşı'nda da Alman ordularına karşı birçok ülke tarafından gerilla savaşı yürütülmüştür. Konumuz olan Çeçenler ise Ruslara karşı bu işi modern şehir gerillası düzeyine getirmişlerdir.

Asimetrik Harp: Güçsüz olan askeri birliklerin daha güçlü olan askeri birliklere karşı yürüttüğü Gayri Nizami Harp unsurlarını da barındıran savaş yöntemidir.

Çeçenler asimetrik savaş icra ettiler. Rusya'nın büyük gücüne karşı koyamayacağını bildikleri için zayıf noktalara saldırdılar. Şehir içinde sürekli yer değiştiren Çeçen gerillalar Ruslar ile sabit cephede savaşmaktan kaçındırlar. Bu taktik muharebelerin kesin sonuç vermesini engelledi ama Çeçenlerde direnişi devam ettirebilecek gücü sürekli ellerinde tuttular. Çeçen stratejisi:

  • Ruslara kayıp verdirme.
  • Savaşı uzatma.
  • Gerilere saldırma.
  • Çarpışmaları avantajlı coğrafyaya çekme.

Çeçen liderler Ruslar ile konvansiyonel savaş yapma gibi bir lüksleri olmadığını biliyorlardı. Amaçları Rusları şehirlere çekip ciddi kayıplar verdirmekti. Çeçenistan'ın başkenti Grozni'de savaş ilerledikçe Çeçenler belirgin faydalar görmeye başladılar.

Arazi ele geçirmekle meşgul olan Ruslara kayıplar verdirerek savaşı uzatmayı hedefliyorlardı. Çeçen liderlerin amacı Ruslara günde 100 kayıp verdirerek elinde sonunda çekilmelerini sağlamaktı. Ruslar şehir içlerinde piyadesiz tek sıra konvoylarla ilerliyorlardı. Çeçenler ise buna karşı ön ve arkadaki araçlara saldırıyor, böylece ortada kalan araçların hareket kabiliyetini kısıtlıyor ve panikleyen Rus birliklerini sırayla yok ediyorlardı.

Çeçen Sokak Taktikleri
Hareket kabiliyeti yüksek 25 kişilik timler ile savaşan Çeçenlerin şehir içindeki pusularda sayıları 75'i nadiren geçmiştir. Rus birliklerine saldırarak onları küçük gruplara ayrılmaya zorladılar. Ellerinde gece görüş donanımları dâhil bolca Rus silah ve malzeme stokuna sahip olan Çeçenler geceleri kontrolü ele alıyorlardı. Çeçenler hareketlerini gizlemek için doğal sisi kullanıyorlardı. Aynı amaçta olan Rus birliklerinin attıkları sis bombalarının içine ateş ederek Ruslara kayıplar verdiriyorlardı.

Rusların topçu ve roket birlikleri yerine piyadelerini tercih eden Çeçenler Kucaklama denilen taktiği uyguladılar. Ruslarla aralarındaki mesafeyi 100 ila 25 m arasında bırakan Çeçenler kendilerini topçu ve roket birliklerinden korumuşlardır. Şehir savaşında en önemli unsur istihbarattı ve Çeçenlerin elinde bolca Motorola marka telsiz vardı. Her Çeçen'in Rusça bilmesi ve çok az Rus'un Çeçence bilmesi şehir gerillaları için büyük avantajdı. Yani muharebe güvenliğini kendi anadillerinde konuşarak sağlıyorlardı. Çeçenlerin elinde bolca bulunması münasebetiyle ulusal silah lakabını alan RPG'ler Grozni'de geniş çaplı kullanılmıştır. Şunu da belirtmek gerekir ki en iyi RPG'ciler 13–16 yaş arasındaki Çeçen savaşçılardı. Bir RPG ile tank zırhını delebilmek için 4 atış gereklidir ama Çeçenler ateşleyici kapsülün içindeki patlayıcı içeriğini değiştirerek tek atışta tankların zırhını delebiliyor ve kulelerini havaya uçurabiliyorlardı.

Şimdilerde KGB Türkiye'de birçok Çeçen yöneticiyi öldürmektedir. Birinci Çeçen-Rus savaşından sonra akıllanan Ruslar her bölgeyi en az bir hafta topçu ateşiyle döverek yavaş yavaş ilerledi. Rusların Çeçenlere yardım eden Gürcü köyleri bile bombaladığı rivayet edilmektedir. Rusya 2000 yılında kontrolü ele geçirince Çeçenler rehin alma eylemleri yaptılar ve dünyanın gözünde terörist konumuna geçtiler. 2003 yılında Çeçenistan'a geniş haklarda özerklik verildi ama bu özerklik Moskova'ya sıkı sıkı bağlıydı.