rss
twitter
    Ne mutlu Türküm diyene!
Amerika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Amerika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çin'den Çakma Tatbikat

Çin Merkezi Televizyonu'nun (CCTV) tarafından yayınlanan tatbikat görüntülerinde başrollerini Tom Cruise ile Kelly McGillis'in paylaştığı 1982 yapımı Top Gun isimli filmden kesitler olduğu farkedildi.

Çin Merkezi Televizyonu (China Central Television) tarafından büyük başarı olarak lanse edilen tatbikat görüntülerinde Çin yapımı Chengdu J-10 manevralar yaparken ateşlediği füzesiyle hedef jeti başarıyla vuruyor.

Görüntülerin kanalın örütbağında yayınlanmasından sonra Çin için büyük utanç kaynağı olacak görüntüler farkedildi. Wall Street Journal Gazetesi’nin internet sitesinden Çin devlet televizyonu için “büyük utanç” sayılan görüntülerin yavaşlatılmasıyla çalıntı sahne gayet net anlaşılıyor.



Görüntüler: http://www.youtube.com/watch?v=mxVItmbEDZ8

Arap Yarımadası'nda Alışveriş Çılgınlığı


Uluslar arası savunma sanayii üreticilerine mali destek sağlamayı kendisine görev edinmiş Suudi Arabistan ve Haliji (Körfez) ülkeleri 120 milyar dolara silah anlaşması imzaladı. Arap ülkeleri çok ciddi bir silahlanma hamlesi içinde. Suudi Arabistan, BAE, Katar, Bahreyn ve Kuveyt bir çeşit müşterek Arap ordusu kuruyor. Nato benzeri bir ittifakın ilk adımlarını atıyor olabilirler.

F-16, Mig-29 Üstünlük Tartışması



F-16, Mig-29 Üstünlük Tartışması

1989 yılında havacılık alanında büyük ilgi çeken haberlerin bir kaynağında Sovyet yapısı Mig-29 uçakları olmuştur. Bir Mig-29 uçağının Rus Pilotu tarafından kaçırılarak Trabzon'a indirilmesi, Paris havacılık Fuarı'ndaki kaza gibi, ard arda gelen olaylar dünya kamuoyu tarafından yakınen izlenmiştir. Batılı istihbarat organları ise bu uçak hakkındaki şu ana kadar elde edemedikleri bilgileri almak ve tereddütlü oldukları hususları aydınlığa kavuşturmak için her fırsattan istifade etmeğe çalışmışlardır.

Türkiye'de olay daha başka bir açıdan ele alınmış ve Türk kamuoyu, bu uçakları, yurt içinde üretimi ile haklı olarak gururlanılan F-16'lar ile karşılaştırarak hangisinin daha üstün olduğu konusunda bir tartışma içine girmiştir.

Genelde bir uçağı diğer bir benzeri ile mukayese ederek bir sonuca ulaşmak yanlış bir değerlendirme olur. Zira askeri uçaklar öncelikle görev sahalarına göre tiplendirilirler. Örneğin; ulaştırma, bombardıman, av, keşif gibi. Daha sonra her tip kendi içinde, dizayn amacı, yapısal farklılıklar ve teknik özellikleri gözönüne alınarak tesnif edilirler. Kısa, orta, uzun menzilli ulaştırma uçakları veya gündüz av-gece av önleme gibi. Diğer yandan aynı kategoride mütala edilen uçaklar ise taşıdıkları sistemden dolayı değişik performans sergiler ve benzerleri ile tam olarak mukayese edilemezler.

Yine aynı tür uçaklar, gerek kullanıcının ihtiyacına uygun olarak ve gerek kullanıcının ihtiyacına uygun olarak ve gerekse teknolojik gelişmelerden dolayı devamlı bir modifikasyona tabi tutularak ilk dizayn amacından daha farklı bir yapıya kavuşturulur ve birden fazla maksat için kullanılabilirler.

İşte tüm bu nedenlerden dolayı aynı tip ve kategoride de olsalar ayrı ayrı ülke ve firma yapısı uçakları mukayese ederek katı bir yargıya varmak yanlış olabilir.

Ancak bütün bu mülahazalara rağmen kamuoyunda büyük bir merak konusu olan bu üstünlük tartışmasına bir yanıt verebilmek için, her iki uçağıda yani hem F-16'yı, hem de Mig-29'u mevcut bilgilere göre datayları ile tanıtmak, mümkün görülen sahalarda bir karşılaştırma yapmak ve neticeyi soruyu soranlara bırakmak en sağlıklı yol olsa gerekir.

F-16'lar hakkında bugüne kadar kamuoyuna yeterli bilgi verildiği kanısıyla bu yazıda önce Mig-29 uçakları özet olarak tanıtılacak ve bilahare her iki uçağın fiziki yapıları, teknik özellikleri ve performansları mukayeseli olarak verilecektir.

MIG-29

Fulcrum'ların Sovyetler tarafından resmi olarak ilk tanıtımı 1986 yılında Finlandiya'da yapılmıştır. O güne kadar batılı kaynaklar böyle bir uçağın geliştirildiğinden haberdar olmalarına rağmen istikrarlı ve birbirine uyan dataylı bir bilgiye sahip olamamışlardır. Rusların MIG-23'lerin yerine servise koymak için yeni bir Av Uçağı Projesi üzerinde çalışmaya başladıkları hakkındaki ilk bilgiler 1971 yılında alınmaya başlanmıştır. Başlangıçta bu uçaklar Mig-23'lerin delta kanatlı bir türü olarak nitelendirilmiş ise de daha sonra bu değerlendirmenin gerçekçi olmadığı ve Sovyetlerin, F-14, F-15, F-16 ve F-18 gibi yeni jenerasyon uçaklar ile rekabet edebilecek tamamen yeni dizayn bir av uçağı üretmek peşinde oldukları anlaşılmıştır.

Mikoyan ve Sukhoi tarafından dizayn edilen Mig-29'ların uzaydan çekilen ilk fotoğrafları 1979 yılında batı basınında yayınlanmış ve ABD yetkili organları bazı teknik bilgiler vermişlerdir. Ancak 1986 yılında Finlandiya'daki resmi tanıtımdan sonra bu bilgilerin gerçeği tam yansıtmadığı ortaya çıkmıştır.İlk taktimden sonra geçen 3 yıl içinde uçak Hindistan, Suriye, Kuzey Kore, Yugoslavya, Çekoslavakya, Irak, Doğu Almanya, İngiltere ve en son olarakta Paris'te birçok gösteriye katılmış ve eldeki bilgiler gün geçtikçe netleşmeye başlamıştır. Halen uçak hakkında tam bir bilgiye sahip olunduğu iddia edilemez ise de yine de Mig-29'ların esrarının çözüldüğü rahatça söylenebilir.

Özellikleri

Mig-29'lar öncelikle, hava üstünşüğü mücadelesinde kullanılmak üzere geliştirilmiş olur tahditli olarakta Hava-Yer görevlerinde kullanılabilir nitelikte, teknolojinin en son yeniliklerini taşıyan taktik bir av uçağıdır.

Uçak genel olarak Mig-23 ve F-15'den daha geniş, ağır ve alçak kanatlı bir yapıya sahiptir. Yapısından Aleminyun, çelik, titan ve %7 oranında da kompozit malzeme kullanılmıştır. Geriye doğru gittikçe incelen kanatların uçları yuvarlaktır. Firar kenarındaki küçük satıhlı aileronlar ile yüksek kaldırma kuvveti yaratılmasında yardımcı hücum kenarı manevra flapları kanatlardaki hareketli kısımları oluştururlar.

Gövde; Mig-23'leri andıran bir radom bölümü, kokpit ve kablolar ile elektronik teçhizatı taşıyan bölümden ibarettir. İki parçalı kanopiye elektrikle kumanda edilmektedir.

Mig-29'ların en büyük özelliklerinden biride hiç şüphe yokki hava alıklarıdır. FOD (Foreing Object Damage) problemlerini çözmek için gaz kolu minimumda iken hava alıkları otomatik olarak kapanır ve sürat 120 knola ulaşınca tekrar açılır.

Uçağın iniş takım yapısı klasik olup burun dikmesi, FOD yaratmaması için mümkün olduğu kadar burundan arkaya konmuş ve geriye doğru katlanmaktadır. Ana iniş takımları, F-14'lerde olduğu gibi ileri doğru içeri alınırlar. Burun dikmesi Steering'li fakat anti-skid'sizdir.




Uçak herbumansky R-33 D turbofan motoru ile takatlandırılmıştır. Yaklaşık 8000 lb'lik yakıt depolarına sahip uçakta gövde altında harici yakıt tanklarıda taşınabilmektedir.

Mig-29'da genel olarak dijital/analog avionikler kullanılmıştır. Infrared arama sistemli ve laser mesafe bulucuları ile entegreli modern bir look down/shoot down pulse dopler atış kontrol radarına sahip uçaklarda F-16'lara benzeyen bir Head-up Display bulunmaktadır. Uçaklarda ayrıca radar altımetresi, 2 modlu INS ve dahili ECM sistemleri mevcuttur.

Uçuş kontrol sistemleri F-14, F-15 ve F-4'lerde kullanulan teknolojiye uygun bir yapıda ve manueldir. Kumanda sistemi analiz kompütörleri ile kumanda edilen bir istikrar elemanı ile takviye edilmiştir.

İki pozisyonlu hücum kenar flaplarına komputörler vasıtası ile kumanda edilmektedir. Kumanda eksenlerinde tahdit edici herhangi bir teçhizat bulunmadığından pilot, uçağın yapısal ve aerodinamik limitlerini zorlamayan her türlü manevrayı yapabilir.

FULCRUM'larda her kanatta 3 olmak üzere 6 adet silah taşıma istasyonu mevcuttur. Sol kanadın gövdeye yakın bölgesinde 1 adet 30 mm'lik top bulunmaktadır.

F-16'larla mukayese verilen bu bilgilerin ışığında Mig-29'lar ile F-16'lar arasında karıştırmalar görsellerdeki 4 tabloda verilmiştir.

Sonuç

Daha evvelde belirtildiği gibi aynı kategoride olsalar dahi uçaklar arasında mukayese yaparak bir üstünlük değerlendirmesi ortaya koymak hiç şüphe yokki bir yanılgıya sebebiyet verir. Hele bir tarafta MIG-29 gibi tüm özellikleri ayrıntılı bir şekilde bilinmeyen bir uçak olur ise bu yanılgı daha da artar. Diğer yandan teknik ve harekat özellikleri gözönüne alınırsa MIG-29'ların F-16'ların doğu bloğundaki bir karşıtı olduğu söylenemez. Zira MIG-29'lar genel hatlarıyla f-14 ve/veya F-15'lere muadil bir uçak görüntüsü vermektedir.

Gerçek şudur ki; Mig-29'ları mükemmel bir hava üstünlüğü mücadele uçağı olarak Sovyet teknolojisinin en son özelliklerini taşıyan ve iyi eğitim görmüş pilotları ile her zaman müesir olabilecek bir uçaktır. Halen 500'e yakın MIG-29 uçağı Sovyet Hava Kuvvetlerinde hizmet vermektedir. Ayrıca Doğu Alman, Hindistan, Irak, Kuzey Kore, Suriye, Yugoslavya ve Zimbabwe Hava Kuvvetleri de bu uçakları envanterinde bulundurmaktadır.



Yaşar Demirbulak, Savunma ve Havacılık NO:1/90

Erhan Göksel Amerika’da Otel Odasında Ölü Bulundu



Araştırmacı ve Strateji Uzmanı Erhan Göksel, ABD'de kaldığı otel odasında ölü bulundu. Ergenekon soruşturmasının 11. dalgasında göz altına alınan Erhan Göksel'in ajan olduğu ve dış istihbarat birimleri tarafından verilen görevleri hakkıyla yaptığını belirten yazılar okumuştum. Yazılanların doğru olup olmadıklarını bizim bilmemiz imkansız. Rahmetli zayıflama programına katılmış ve 40 kg. zayıflamış. Bünyesi bu değişimi kaldıramamış olabilir. Ben öldürüldüğünü düşünmekteyim. Erhan Göksel'in kim olduğunu bilmeyenler için;
Ankara'da 1959'da doğdu. Bürokrat ve öğretim üyesi bir ailenin çocuğu. 1976'da Hacettepe Tıp Fakültesi'ne girdi. Ardından ekonomi doktora eğitimini yaptı. Politik psikoloji üzerine çalıştı. 1968-1983 arasında yüzme-sutopu ve basket oyunculuğu ile 1991-1992'de basket antrenörlüğü yaptı. Bütün bu faaliyetleri sırasında hekimliğe devam etti. 1987'de Ankara Numune Hastanesi'ndeki görevinden istifa etti. 1983-87 arasında Türkiye'nin yurtdışındaki lobi faaliyetlerini yürüttü. Politik danışmanlık hizmetlerine, 1989'da Verso Siyasal Araştırmalar Merkezi'ni kurarak Adnan Kahveci ile birlikte başladı.Sırasıyla siyasi danışmanlık yaptığı liderler: Turgut Özal, Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Aydın Güven Gürkan, Hikmet Çetin, Deniz Baykal, Mesut Yılmaz. Mesut Yılmaz'la 1999 seçimleri öncesi ayrıldı. Ayrıca 1996'da Bulgar Başbakanı Kostov'un, 1999'da Kazakistan Devlet Başkanı Nazarbayev'in başkanlık kampanyalarını yaptı. 1998-2000 arasında ABD'de Başkan Yardımcısı Al Gore'a Ortadoğu danışmanlığı yaptı.

Keskin Nişancı John Allen Muhammed İdam Edildi



Keskin nişancı John Allen Muhammed idam edildi. ABD'nin başkenti Washington'da ve komşu eyaletleri Maryland ve Virginia'da 3 hafta içinde keyfine ateş açarak 10 kişiyi öldüren John Allen Muhammed idam cezasına çarptırılmıştı. Muhammed'in idam cezasının Virginia eyaletinde tutulduğu cezaevinde zehirli iğneyle infaz edildiği açıklandı. İnfazla ilgili basına açıklama yapan cezaevi yetkilisi Larry Taylor, John Allen Muhammed'in “tek bir kelime ettiğini bile duymadığını” söyledi.

Mig-15'in Geliştirilmiş Versiyonu: Mig-17

MiG-17 Fresco, 1949 yılında Mikoyan Gurevich bürosu tarafında geliştirilen tek motorlu ve tek kişilik bir uçaktır. MiG-15'in geliştirilmiş versiyonudur. İlk kez bu uçakta AAM (Hava Hava) füzeleri kullanılmıştır.

Uçakta;

  • 3 Adet 27mm top
  • 4 Adet 57mm Roket
  • AAM(Hava Hava) görevleri için:
  • AA-1 Alkali , AA-2 Atoll

Teknik Özellikleri;

  • Uzunluk: 11.1 metre
  • Yükseklik: 3,8 metre
  • Kanat Açıklığı: 9,64 metre
  • Servis Tavanı: 15850
  • Türü: Av/Bombardıman
  • Dönemi: -
  • Üretici: Mikoyan Gurevich
  • İlk uçuş: 1954
  • Hizmete Giriş: 1954
  • Hizmetten Çıkış: ?
  • Üretim: 6000 Adet


Rusyanın İlk Jet Motorlu Uçağı: Mig-15

MiG-15 Fagot, 1947 yılında Mikoyan Gurevich ofisi tarafından üretilmiş tek motorlu ve tek kişilik bir uçaktır. Rusya'nın ilk jet motorlu uçağıdır. Uçaktan İngiliz Rolls-Royce'un Nene turbojet motoru Klimov VK-1 şeklinde isimlendirilerek kullanılmıştır. Mig-15 Kore Savaşında ünlenmiştir. Amerika ise bu uçağa karşı F-86 Thunder'ı geliştirmiştir.
  • Uzunluk: 10.1 metre
  • Yükseklik: 3,7 metre
  • Kanat Açıklığı: 10,1 metre
  • Servis Tavanı: ?
  • Türü: Av
  • Dönemi: -
  • Üretici: Mikoyan Gurevich
  • İlk Uçuş: 1947
  • Hizmete Giriş: 1947
  • Hizmetten Çıkış: ?
  • Üretim: 18000 Adet


Zevk İçin Minare Vuran Amerikan Askerleri


Amerika Irak'ı işgal edeli 6 yıl oldu. ABD askerleri 30 Haziran 2009 tarihinde tüm kent ve kasabalardan çekilmişti ve Irak hükümeti 30 Haziran'ı milli bayram ilan etmişti. ABD-Irak savaşında "Sayın Öcalan aldığı kellelerin hesabını veriyor." cümlesini kuran başbakanımızın "ABD'nin Irak'ta savaşan kahraman bay ve bayan askerlerinin en az zaiyatla ülkelerine mümkün olan en kısa zamanda dönmeleri temennisi ile duacıyız." hayır duasını hatırlıyorsunuzdur. Evet ezilenlerin ve Filistin halkının haklarının sözcüsü kahraman başbakanımızın her ay beş bin kişinin öldüğü Irak'ı cehenneme çeviren ABD askerleri için ettiği dua. İşte yukarıdaki videoda başbakanımızın dua ettiği ABD askerlerinin zevk için vurduğu minareleri ve vuruluş anlarını izleyebilirsiniz.

MD-500 Defender: Bilgiler ve Fotoğraflar

Döner kanatlı hava platformlarına ilham veren “helikopter böceği” ne şekil ve uçuş karakteristiği bakımından en çok benzeyen helikopter olan MD–500; manevra kabiliyeti yüksek, düşük maliyeti, küçük basit ve farklı görev ihtiyaçlarını karşılayabilen bir sistemdir. Silahlı keşif görevleri üstlenebilen helikopterin, gerektiğinde anti-tank görevlerini de yerine getirebildiği İsrail Ordusu tarafından kanıtlanmıştır. Taşıyabileceği faydalı yük miktarının düşüklüğü nedeniyle zırh korumasından ödün verilmesi bu helikopterin yegâne zayıflığıdır. Görünümünden dolayı askerler tarafından “uçan yumurta” olarak adlandırılan MD–500, Amerika Özel Birlikleri tarafından da personel nakli, sızma ve atış desteği görevlerinde kullanılıyor. Bu sürüm OH–6 Little Bird olarak da biliniyor.

AH-64 Apache: Bilgiler ve Fotoğraflar

Sovyetler Birliği’nin büyük zırhlı birliklerinin engellenmesi düşüncesi doğrultusunda, ABD’nin tanklara karşı taarruz kabiliyetli bir helikopter gereksimini karşılamaya yönelik olarak, 80’li yıllarda AH–64 Apache göreve girdi. Bu helikopterin tasarımında göz önünde bulundurulan ana unsurlar, düşman zırhlı birlikleri üzerinde uçabilecek derecede zırh koruması olması, ağır silah donanımı ve yüksek manevra kabiliyetidir. Apache’nin tasarım konseptinin temeli hava süvari birliklerine tanklara karşı doğrudan taarruz yapabilecek kabiliyet sunmaktır. Bu doğrultuda “tanka karşı tank” olan muharebe düşüncesi, “tanka karşı helikopter” olarak yeniden şekillenmiştir. Bununla birlikte son Irak Savaşı’ndan elde edilen verilere göre; helikopter, tanka karşı doğrudan taarruz için yeterli bir sistem değildir. Gövdesi 23 mm’lik mühimmatlara dayanıklı Apache, yine de ölümcül yaralar alabiliyor. Motor ve rotor kısımları vurulma ihtimallerine karşı tasarlanmış ve vurulduktan sonra da çalışabilir şekilde geliştirilmiş olsa da bu düşüncenin gerçek muharebe ortamında uygulamasının olmadığı görüldü. 1990’ların başından bu yana düzenlenen Körfez ve Kosova harekâtlarında Amerika Ordusu’nun en çok şikâyet ettiği silah sistemi Apache’dir. Bu şikayetlein giderilmesi amacıyla A modelinden sonra geliştirilen D ya da Longbow Apache modeli maliyet artışlarını beraberinde getirse de aralarında komşumuz Yunanistan’ın da bulunduğu birçok ülke tarafından envantere dâhil edilmiştir.




Banu Avar - Dünya Düzeni Nato'da 57 Yıl



Önce Tv 8'de yayınlanan "Bir zamanlar Kıbrıs'ta" programıyla tanıdığımız sonrası Trt'de "Sınırlar Arasında" programını yapan gazeteci Banu Avar'ın "Dünya Düzeni Nato'da 57 Yıl" isimli belgeseli.

Siz Acemler Palavra Atmayı İyi Bilirsiniz

Asya'nın batısında İran İslam Cumhuriyeti isimli bir komşumuz var. Avesta'yı attıktan sonra 1979'da dinini pekiştiren bozuk mezhepli İran Meclis Başkanı Ali Laricani olası İran-İsrail savaşının nelere gebe olduğunu açıklamış. Tabi her şeyin en güzeline layık olan medyamız olayı "İran'dan İsrail'e Ağır Rest" başlıklarıyla duyurdular. Güzel ülkemde de İran sevgisi almış başını gidiyor. Hatırlarsınız belki Fatih Altaylı'nın programında Ruhullah Humeyni hastası Nuray'ımız vardı. Herkeste beyin var ama ablamız kullanmayı hiç düşünememiş. Çok da uzun zaman geçmedi ama çabuk unutan insanımıza hatırlatmak boynumuzun borcu. Bana göre bu ülkenin en büyük düşmanlarındandır kendileri. Bugün Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini çatlatan oluşumun mimarları Acemler olabilirler. Şu sıralar "İki Devlet Tek Millet" deyişimizi baltalanması %24'ü Azeri olan İran'ın bütünlüyü için çok faydalı. Bununla beraber nükleer ağabeyleri Rusya'nın da işine gelen gelişmelerin sonucunu bende merakla beklemekteyim. Konumuzu fazla dağıtmadan olası İran-İsrail savaşına dönelim. Şahsen ben İsrail'e destek için bakkala gidip 2,5 lt Coco Cola alacağım :) Çünkü İsrail ve ABD F-117, F-22, F-15 ve F-16 ile İran'ın yeni boyadığı F-5'leri çerez niyetine götüreceği aşikardır. Hava saldırısıyla fabrikaları, devlet binaları, barajları, köprüleri, askeri üsleri vs. yok olan İran belini onlarca yıl doğrultamayacaktır. Felç olan İran'a ise Siyonist tecavüz kaçınılmazdır. Şu fani dünyada her şey o kadar kompleks gelişiyor ki çoğu insan İkiz Kulelerin yıkılışını Amerika'nın gafleti olarak görmekte, yüzlerce kanıt varken Pearl Habor baskınında Amerika'nın gafil avlandığını sanmakta veya 1. Dünya Savaşında Alman denizaltıların savunmasız Amerikan gemilerini batırdığını bilmektedir. Kurguyu anlayabilmek oyunu kazanmaktır. Şöyle düşünelim Almanlar Amerikan yolcu gemisini batırdı, Amerika savaşa girdi ve Avrupa politikasında söz sahibi oldu. Japonlara Pearl Habor'u ikram ettiler ve Hiroşima + Nakazaki'yi silerek dünyanın süper gücü oldular. Belkide savaş sonrasında Ahmedi Nejat Obama'ya çarşaf giydirip Tahran sokaklarında dolaştırır :) Komik değil mi? Bu kadar yazmışız İran'ın üretmekte olduğu nükleer enerjiden bahsetmezsek çok ayıp olur. Tabi Mossad'ın tek tek harcadığı mühendislerden arda kalanlar işi devam ettirebiliyorsa.


CIA sitesinden alınan ve Gürsel Çapanoğlu tarafından düzenlenen İran haritaları olası savaştaki hedefleri bizlere göstermektedir. 4 tarafı ABD üsleriyle çevrili İran adası ve lojistik sıkıntısı olmayan ABD ordusu. Gece hava operasyonu yapamayan bir İran ve yeni nesil uçaklarıyla gece operasyonu yapabilen ABD ve İsrail hava kuvvetleri. Hatırlatmak gerekir ki bizim hava kuvvetlerimizde gece operasyon yapabilmektedir. Dünya'nın en iyi hava savunma sistemine karşı İran'ın Rusya'dan aldığı S300'ler. Yanlış hatırlamıyorsam bir zamanlar Yunanistan İsrail savaş uçaklarına Rus hava savunma sistemlerini denetiyordu. Anlayacağınız ABD ve İsrail hava kuvvetleri sığ sularda derin oyuklar açabilirler. Kara operasyonuna gelecek olursak, tam donanımlı ve tecrübeli deniz piyadeleri İran'ın PEJAK’a kara operasyonu düzenleyememiş askerlerini ezip geçecektir. Madem bu kadar güçlüler Irak’daki direnişi neden kıramadılar dediğinizi duyar gibiyim. Irak'ta direnişten bahsetmek saçmalıktır. ABD askerleri Irak'ta kadın koymazken, her gün onlarca sivil öldürülürken, parçalara ayrılmış cemaatler birbirlerini yakarken Irak'da direniş varmış yokmuş fark etmez. B–52 uçakları Vietnam'ı haftalarca bombaladı da ne oldu da demeyin çünkü burada amaç farklı. Vietnam işgal edilmeye çalışılırken İran'a yapılan operasyon tamamen felç etmek içindir. Bunun içinde yukarda bahsettiğim önemli yerler yerle bir edilecektir. Konuyla ilgili yazılacak yüzlerce cümle var ama uykum geldi :) başka bir başlıkta buluşmak üzere...

Şişme İran ve İsrail

Yolda, sokakta, okulda, bağda veya başka bir yerde mutlaka şahit olmuşsunuzdur Ahmedinejad'ın İsraili her tehdit edişinde "Helal olsun, büyük adam, süper ülke" diyenlere. Perslerin uzmanlıklarından biridir propaganda. (Bknz: İsraili Haritadan Sileriz!) Arkadaşlar biraz mantıklı olalım lütfen. İran insansız hava aracı yaptım der manşet olur ama kimse bilmez ki TİHA aynı şeyi daha önceden yapmıştır. Dilin kemiği yoktur arkadaşlar, İran belirli periyotlarla açıklamalar yapmaktadır. Hiçbir ordunun envarterinde olmayan silahlar, süpersonik denizlatılar ve Tahran'dan fırlatıldığında dünyayı dolaşıp tekrar Tahran üzerinden geçerek İsrail'i vuran balistik füzeler. İran bütün palazlanmasını Rusya'ya borçludur ki ikiside Türkiye'ye engeldir. İran müttefikimiz diye çığırtkanlık yapmayın lütfen. Zamanında Pkklılara destek veren İran değil miydi? Terörü besleyenler sonunda onunla yüzleşmektedir. İran'da Pejak'la uğraşmaktadır. Ha diyeceksiniz Pejak faliyetlerine son verdi, İran Pejak'ı bitirdi. Hayır arkadaşlar, İran Pejak'a tek bir kara operasyonu bile düzenleyememiştir. Topçu atışlarıyla dağları dövmüştür ve sürekli kayıplar vermişlerdir. TSK ise en olumsuz koşullarda operasyonlar düzenlemiş ve büyük başarılar kazanmıştır. Pejak'ı bitiren gizli anlaşmalar olabilir ama diğer alternatif katı İran rejimidir. Asılan örgüt üyeleri vs. Pejak'a zemin kaybettirmiş ve onursuzlar pes etmiştir. Gelelim İran'ın meşhur füzerlerine. Arkadaşlar füzeler artık füzelerle etkisiz hale getirilmiyor. Gelişen lazer ve elektromanyetik teknolojiler, füzeleri hedeflerine varamadan etkisiz hale getirmektedir. İran İsrail'e binlerce füze gönderse dahi etkisiz kalacaktır. Ama aynı şey İsrail için geçerli değildir. İran füzelerinin İsrail'i vurmasını beklerken İsrail'in süpersonik füzeleri İranda birbiri ardına patlayacaktır. Patlayan füzelerde büyük ihtimalla nükleer başlık taşıyacaktır. Sanılanın aksine İsrail İran'ı kara savaşında da devirecektir. İran'ın etnik yapısını incelendiğinde Türk, Kürt, Arap ve Perslerden oluştuğu görülmektedir. Savaş sonrasında İran büyük ihtimalle bölünecektir ve asla eski İran olamayacaktır. Savaşların sonuçlarını kestirmek gerçekten zordur, ama İran İsrail'i yenmeyi başarsa bile İsrail giderken İran'ı cehenneme çevirecektir. Olması muhtemmel savaşta Türkiye'nin üzerine düşen Tebriz ve İran'lı 35 Milyon olduğu sanılan Türk nüfusunu himayesi altına almaktır. Tanrı bize Musul, Kerkük ve Tebriz'i en kısa zamanda egemenliğimiz altına alacağımız günleri nasip eylesin.