rss
twitter
    Ne mutlu Türküm diyene!
Doğu Türkistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğu Türkistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Türkmeneli ve Doğu Türkistan'da Katliamlar Devam Ediyor


Dün ve bu sabah Türkmeneli ve Doğu Türkistan'da yaşanan katliamlara duyarsız kalan sözde Türk basınını ve sözde insan hakları savunucularını, sivil toplum kuruluşlarını ve sessiz yöneticileri kınıyoruz.

Rabia Kadir'den Birleşmiş Milletler'de Çin'e Tarihi Ders

Rabia Kadir

Birleşmiş Milletler'de Çin temsilcileri ile Doğu Türkistan, İç Moğolistan ve Tibet temsilcilerinin karşı karşıya geldiği toplantıda Çinlilerin diplomatik nezaketsizliği ve Rabia Kadir'in tarihi konuşması damgasını vurdu.

Birleşmiş Milletler'in Cenevre'de tertip ettiği "Çin'de İnsan Hakları" konulu toplantıda Uygur Temsilciler ile Çinli diplomatlar arasında sert tartışmalar yaşandı. Hırvatistan'ın eski dışişleri bakanı Paul Seferoviç'in başkanlığında yapılan toplantıya Çin Halk Cumhuriyeti işgali altındaki Doğu Türkistan, İç Moğolistan ve Tibet'in diasporada faaliyet gösteren temsilcileri iştirak etti. Temsilciler, Çin yönetimince ülkelerinde yapılan baskı, zulüm ve insan hakları ihlallerini örnekler vererek dile getirdi. Bu arada Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Rabia Kadir'in konuşması toplantıya damgasını vurdu.

Söz alan Çinli diplomatlar ise Çin'de Doğu Türkistan, İç Moğolistan ve Tibet adında devletlerin bulunmadığını, söz konusu bölgelerin tarihten beri Çin toprağı olduğunu savundu. Tartışmalar üzerine Çinli temsilciler medya temsilcilerinin görüntü ve ses almak için masalarına bıraktığı mikrofonları hışımla aşağıya atarak diplomatik skandala sebep oldu. Çinlilerin tavrı nezaketsizlik olarak değerlendirildi.

Çinli diplomat Vang Li'nin Doğu Türkistan adında bir devletin mevcut olmadığını iddia etmesi üzerine söz alan Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Rabia Kadir şu ifadeleri kulandı:

Çin'e İade Edilen Uygurlara Hapis

Çin'e İade Edilen Uygurlara Hapis

Malezya'dan Çin'e iade edilen 11 Uygur Türkü'nün ''bölücülük'' suçlamasıyla tutuklanarak hapse atıldığı açıklandı.

Ağustos 2011'de Çin'e iade edilen Uygurlar, çeşitli hapis cezalarına mahkum edildi. Hapis cezasına mahkum edilen Uygurlardan birinin annesi, oğlunun, Doğu Türkistan'ın Hotan hapishanesinde ''bölücülük''ten üç yıl hapse mahkum edildiğini öğrendiğini söylüyor. Diğer Uygurların da 15 yıla kadar varan çeşitli cezalar aldıkları bildiriliyor.

Öte yandan Çin'in, komşu ülkelere, Çin'deki baskı ve zulümden kaçan çoğunluğu Uygur sığınmacıların iade edilmesi için baskı yaptığı bildiriliyor.

Çin'de Türklere Zulüm Devam Ediyor

Çin, cami mihraplarına Kızıl Çin bayrağı asmaya başladı. Birkaç ay evvel cami önlerine dikilen direklere işgalci Çin devletini temsilen asılan kızıl bayraklar, şimdi de cami içlerine, mihraplara kadar asılmaya başlandı. Bir camii içinde gizlice çekilen bu resim, işgalci zulmünün ve İslam düşmanlığının nerelere vardığını gösteriyor. Çin işgalindeki Doğu Türkistan'da 18 yaşından küçüklerin, memurların, kadınların camiye gitmeleri yasalarla yasaklanmış durumda. Cami içlerine yerleştirilen kukla imamlar ve ajanlar da Komünist Parti'ye istihbarat aktarıyor. Komünist ideolojinin direktifleri dışında hiçbir faaliyete müsaade edilmiyor.

Doğu Türkistan Xinjiang'da Deprem


Büyüklük:
6.3
Tarih ve Zaman Bilgileri:
Pazar 10:47:06 UTC de 12 Ağustos 2012
Pazar, merkez üssünde 18:47:06 de 12 Ağustos 2012
Konum: 35.681°N, 82.516°E
Derinlik: 11 km (6.8 mil)
Diğer Yerleşim Alanlarına Uzaklık:
  • 282 km (175 mil) Hotan'ın DGD
  • 481 km (298 mil) Leh'in DKD
  • 549 km (341 mil) Aral'ın GGD
  • 560 km (347 mil) Shache'nin DGD

Doğu Türkistanlı Kadınlara Çin Baskısı

Doğu Türkistanlı kadınlara Çin baskısı.
Doğu Türkistan'ın Hotan şehrinde, Çinlilere ait yerel bir şirket, çarşaf, peçe ya da Uygur milli giysilerini giyen Uygur kadınların şirkete ait mağazalara girişini ve bu mağazalarda dini nitelik taşıyan giysilerle görsel-işitsel materyallerin satışını yasakladı.

Çin iddiası: Uygurlar Uçak Kaçıracaktı

Çin iddiası: Uygurlar uçak kaçıracaktı.
Çin işgali altındaki Doğu Türkistan'da bir uçak kaçırma girişiminin engellendiği öne sürüldü. Xinhua haber ajansının bildirdiğine göre, hükümet, uçak kaçırma girişiminin "ayrılıkçılar" tarafından gerçekleştirildiğini iddia etti.

Habere göre, uçağı kaçırmak isteyen kişiler, uçak Uygurların yoğun olarak yaşadıkları Hotan'dan havalandıktan on dakika sonra yolcular ve mürettebat tarafından etkisiz hale getirildi.

Çin, Doğu Türkistan'da Terörün Dozunu Arttırdı

Çin, Doğu Türkistan'da terörün dozunu arttırdı.
Doğu Türkistan'ı işgal eden Çin yönetimi, 5 Temmuz 2009'da Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi'de meydana gelen ve en az 200 kişinin öldüğü, binlerce kişinin yaralandığı, yüzlerce Uygur'un da kaybolduğu olayların yıl dönümünde bölgede yeni bir terör dalgası estiriyor.

Urumçi olayları sonrasında Çin yönetimince bölgenin Komünist Parti genel sekreterliğine atanan Cang Cung Şen, 18 Haziran'da yüksek düzeydeki asker ve sivil görevlilerin katıldığı bir toplantı yaptı. Partinin Genel Sekreteri Cang Komünist Parti'nin 18. Kurultayı öncesinde bütün askeri ve sivil güvenlik birimlerinin en yüksek düzeyde teyakkuz halinde bulunmalarını toplumun huzuru ve bölgenin istikrarının korunması için hiçbir tedbirden kaçınmamalarını istedi. Bu talimat sonrasında bölgede Müslüman Uygurlara karşı baskılar arttı.

Türkçü Şehit Velican Oduncuyu Saygıyla Anıyoruz


Velican Oduncu, 1963 İstanbul -1988 Gaziantep

Ailesi Çin işgalindeki Doğu Türkistan’dan Türkiye’ye göç etmiş Kazak Türkleri'ndendi. Çocukluğu İstanbul’da Kazak Türkleri'nin yaşadığı Zeytinburnu’nda geçti.

Ata toprağında komünist rejimin Turan halklarına çektirdiği çilelerin sonucu Türkiye'ye gelen Velican Oduncu, 1970'lerin Türkiyesi’nde Ülkücü görüşü benimsemiş birisiydi. Daha 13 yaşında iken siyasi faaliyetlerin içindeydi.

Sosyalist- komünist görüşlü polislerin (Pol-Der) ağır işkencelerinden geçti. Polis işkencesinde dişleri kırıldı; yapmadığı pek çok suç üzerine yıkılarak, işkence ile imzalatılan ifade tutanaklarıyla 15 yaşında iken 1978 yılında Sağmalcılar cezaevine konuldu. Zamanın tanınmış Ülkücülerinden Yusuf Ziya Arpacık, İhsan Barutçu, Erdoğan Tağın, Ali Pazaroğlu, Yunus Meral ile aynı hapishanelerde kaldı. Sağmalcılar, Sakarya ve Gaziantep cezaevlerinde kaldı.

26 Mart 1988 Gecesi bulunduğu Gaziantep Cezaevi’nde aynı koğuşta kaldığı 2 sosyalist tutuklu tarafından yatağında uykudayken şişlenerek şehit edilmiştir. Türkistan'ın has evladı Velican Oduncu, 14 yaşında girdiği cezaevinden, 24 yaşında şehitlik mertebesinde çıktı...

Mezarı İstanbul Bakırköy Güneşli Mezarlığı'ndadır. Velican Oduncu'yu uçmağa vardığı bu günde saygı, sevgi ve hasretle anıyoruz.

Velican Oduncu Fotoğrafları






Ozan Arif - Velican Oduncu

Qumul'da Noruz - Kumul'da Nevruz - قومۇلدا نورۇز بەزمىسى

Kumul ilinde (Uygurca: قۇمۇل ۋىلايىتى‎ Qumul Wilayiti, K̡umul Vilayiti) düzenlenen nevruz kutlamalarının fotoğraflarını başlığın devamında görebilirsiniz.


Doğu Türkistan Turfan'dan Macaristan Bugac'a




İlk fotoğraf 1900'lü yıllarda Doğu Türkistan'nın tarihi bir vaha şehri olan Turfan'da yapılan kazı çalışmaları sonucu çıkarılan kazan veya tencereye ait. İkinci fotoğraf ise 2010 yılında Macaristan'ın Bugac şehrinde düzenlenen kurultaydan...

Doğu Türkistan Belgeseli

Kaşgar'da 7 İşgalci Çinli Öldürüldü



Çin'in işgal ve abluka altında tuttuğu D. Türkistan Cumhuriyeti'nde olaylar devam ediyor. Kaşgar şehrinde dün meydana gelen olaylarda en az 7 işgalci Çinli öldürülürken Olaylarda 27 Çinli caninin yaralandığı gelen haberler arasında.

Yerel halkı dünyadan tecrit edilerek yeryüzündeki en görülmedik işkencelerle, zulüm ve soykırıma maruz kalan Doğu Türkistan'da, Kızıl Çin devletinden umudunu kesen halk şiddet'e başvurmaya devam ediyor. Daha 18 Temmuz'da Hoten vilayet merkezindeki bir Çin karakolunu basarak Uygurlar'ın asla kabul etmediği beşyıldızlı kızmızı bez parçasını indirerek yerine Doğu Türkistan Devleti'nin resmi bayrağı olan Ayyıldızlı şanlı Mavi bayrağını asarak şehadet şerbetini içen göstericilerin ardından dün Kaşgar vilayetinde meydana gelen saldırı olayı bu ay içerisindeki ikinci vak'a olması bakımından önem arzediyor.

Dün yerel saatle 23.45'te (Türkiye Saatiyle 18.45) iki Uygur direnişci, işgalci Kızıl Çinliler'in yoğun yaşadığı lezzetli Yemekler Sokağı girişindeki kırmızı ışıkta bekleyen Çinli kamyonet şöfürünü öldürdükten sonra kamyoneti Çinli kalabalığın üzerine sürdü ve arabadan inerek etrafta bulunan içkili sarhoş Çinlilerin üzerine rasgele bıçak darbesi indirdiği belirtildi. Olay sırasında 7 Çinli öldürülürken saldırı başlatan bir Uygur da yaşamını yitirdi. Görgü tanıklarının ifadesine göre 27 kişi çeşitli yerlerinden yaralanırken, yaralılardan kaçının Uygur, kaçının ise Çinli olduğu henüz netlik kazanmadı. Saldırı yaptığı iddia edilen bir Uygur İşgalci, Çin polislerince olay yerinde tutuklandı. Saldırı olayının neden meydana geldiği araştırılırken uzmanlara göre bu her an patlamaya hazır mayın tarlasına benzeyen ama narkoz etkisinden henüz uyanamayan yerel halkın bir kıvılcımla topyekün ayaklanabileceğinin bir işareti olduğu ifade ediliyor. Çılgına dönen işgalci Çin hükümeti Kaşgar'a giriş çıkışları kapatırken ev - ev baskınlar düzenleyerek binlerce kişiyi gözaltına aldığı ifade edildi.
Uygur Haber Ajansı (Kaşgar)

Japonlar Uygur Türkleri İçin Yürüdü

Japonya'da Çin karşıtları, üçlü zirve öncesinde Uygur Türklerine uygulanan baskıları protesto için Tokyo sokaklarındaydı.






Urumçi Soykırımı



Dünyanın gözü önünde 5 Temmuz 2009'da Uygur Türklerinin sokak ortasında, evlerinde ve iş yerlerinde katledilişinin ikinci yılı...
Evinden çıktığı anda yüzlerce Çinlinin saldırısına uğrayan, linç edilen, kapalı camiiler önünden boynu bükük geçen, on üç yaşına basan kız çocuğu Çinliler tarafından zorla genel evlere satılan, katledilen ve diğer iğrenç işkencelere maruz kalan Uygur Türklerine yardım eli uzatmamak insanlığa ihanettir. Bölgede asırlardır asimilasyon politikalarını devam ettiren, Doğu Türkistan'da Uygur Türklerini azınlık yapmak için bölgeyi göçmenlerle dolduran ve soykırım yapan Çin'den elbet hesap soracağız! Yaşananlar sonucunda görüyoruz ki Filistin için ortalığı ayağa kaldıranlar, taş ve sopalarla vahşice katledilen binlerce Müslüman Uygur Türk'ü için tepkisiz kaldılar. Ayrıca Türkiye'de yaşanan en ufak olayda ortalığı ayağa kaldıran; insan hakları savunucuları, Mazlumder ve türevi derneklerin mensupları katledilen Türk olduğu için tek satırlık bir açıklama yapmayarak, tepki göstermeyerek ikiyüzlül olduklarını bizlere gösterdiler. Bir dönem beni Stalin yarattı diyebilecek kadar şuursuz olan, dünyanın en sefil topluluğu Türkiye'deki komünist gruplar; Caretta carettalar, sokak köpekleri, Kürtler, Ermeniler, Yunanlılar için harekete geçerken Kızıl Çin'in vahşice katlettiği Uygur Türkleri için hiçbir zahmete girmediler. Kızıl Çin'in insanlık dışı eylemleriyle kan ağlayan kandaşlarımızın intikamını almak boynumuzun borcudur. Kahrolsun Kızıl Çin!















Türk Soykırımı - Türklere Yapılan Soykırımlar Tanınsın



http://www.facebook.com/TurkSoykirimi
http://www.turksoykirimi.com

Bir annenin önünde daha altı aylık bebeğinin gözlerinin oyulmasını izlediğinde hissettiklerini nasıl kaleme dökersiniz? Neler hissetmiştir acaba? İsyan mı, inanamama mı, yoksa gördüklerini inkar etme mi? Peki ya anne babasının gözleri önünde bir gün boyunca Ermeni bölüğünün tecavüzüne uğrayan 14 yaşında ki genç kız... Onun hislerini anlayabilir misiniz? Utanç mı duymuştur acaba, öldürülmekten mi korkmuştur yoksa ölmek mi istemiştir? O anı sizde yaşayabilir misiniz? Peki ya diğerleri, vahşice katledilen ama adını bile anmanın suç olduğu milyonlarca Türk… Kalbiniz o milyonlarca çığlığı duymayı kaldırır mı? Peki, bütün bunları ve daha fazlasını bilen, aileleri, sevdikleri, ataları Ermeni mezalimine kurban gitmiş milyonlar… Onlar her Ermeni yalanını gördüklerinde ve bu yalanı kabul etmeye, atalarının katillerine gülümsemeye zorlandıklarında nelerle hissettiklerini anlayabilir misiniz?

İşte biz bütün bunları her gün en içimizde hissedenleriz. Ayşe kızın, Mehmet bebenin, Fatma ninenin ölüm anını her gün yaşayan, onların acılarını en derinden hisseden, her gün onlarla ölenleriz. Ve içinde en ufak bir vicdan kırıntısı olan, atalarına karşı en ufak bir sorumluluk hisseden, en ufak bir insanlık onuru parçasına sahip olan bu acılara gözlerini kapamaz, bu hissi paylaşır diyoruz. Bu nedenle ki, vahşice katledilen milyonlarca Türk’ün ruhları biraz rahatlasın, mezarlarında rahat uyusunlar diye yola koyulduk. Ve Türk Soykırımı tanınana, suçluları adalet karşınsa çıkarılana kadar da durmayacağız.

Bugün ne yazık ki milyonlarca Türk’ü vahşice katledenler dünyanın dört bir tarafında katlettikleri Türklerin fotoğraflarını göstererek kendilerini kurban, öldürdükleri insanları ise katil ilan ettiler. Hatta artık öyle boyutlara geldik ki, bırakın “Ermeniler insanları öldürdü.” Demek, sözüm ona tarafsız mahkemelerde Ermenilerin katliamlarına dair kanıtlarını sunmanız bile yasaklanıyor. Eğer bu gidiş devam ederse, yakında kızları Karabağ’da Ermenilerce tecavüz edilmiş babalar, bebekleri katledilmiş analar Ermeni katillerinden özür dileyip tazminat ödemek zorunda tutulacak, reddederlerse hapse atılacaklar. Hatta öyle bir duruma getirecekler ki acımızı yaşamamız, dile getirmemiz bile suç olacak.

O yüzden gün artık suya sabuna dokunmadan olayların kendiliğinden düzelmesini beklemek, “Bu işi devlet halleder.” demek, “Bu konu benim değil başkalarının işidir ben kimim ki bir şeyler yapayım.” diye düşünmek günü değildir.

Gün artık elbet gerçek bir gün öğrenilir diye avunma günü değildir.

Gün artık vadicilik oynamak ve bir şey yapmadan kuru kuru geçmişte Türk milletinin kurduğu imparatorluklarla övünme günü değildir.

Gün herkesin “Ben mi kurtaracağım milleti?” diyerek durup bir diğerinden bir şeyler yapmasını bekleme günü hiç değildir.

Gün artık daha fazla gözlerimizi kapatıp her şeyin kendiliğinden düzelmesini umma lüksümüzün kalmadığı gündür. Çünkü eğer bugün sesimizi çıkarmazsak, yarın sonsuza kadar susturulacağız. Ve Ayşelerin Mehmetlerin Fatmaların ruhları mezarlarında asla rahat edemeyecek. İşte bu yüzden atalarına karşı borcunu ödemek isteyen, vicdan ve insanlık onuru sahibi her Türk’ü az çok ufak büyük demeden elindeki bütün imkanlarla Türk Soykırımını tanıtması için göreve çağırıyoruz. Eğer sizde bunlardan biriyseniz, artık elinizi taşın altına koyma vakti gelmiştir.

Yok eğer bütün vahşice kolları bacakları kopartılan bebekleri bilerek geceleri rahat uyuyabiliyorsanız, topluca tecavüze uğrayan genç kızları bilerek kızınızın yüzüne bakabiliyorsanız, karınları deşilip bebekleri karnından canlı canlı çıkartılan hamile kadınları bilerek bebeğinize sarılabiliyorsanız, hayatlarının baharında canlı canlı kuyulara atılıp üstü kapatılan milyonlarca genç yaşlı kadın erkek çocuk bebeği bilerek hala vicdanınız sızlamadan hayatın tadını çıkartabiliyorsanız buyurun, sizde agopyanlara katılın, diyebilecek bir şeyimiz yoktur. Eğer bu dünya milyonlarca insanı vahşice katledenler sırf dolar milyarderi dayıları var, Amerikan kongrelerinde kanka senatörleri var, paranın kokusunu aldı diye kafasına katledilmiş bebekleri takmayacak Hollywood avukatları var diye Türk Soykırımını örtbas edip kurbanları katil katilleri kurban ilan edecekse batsın. Ve eğer Türk milleti varlığını sürdürmek için masum kemiklerinden yapılmış kulelerde dünyanın tepesinde oturup altın bardaklarda kan için bu elit agopyanlara, venizeloslara, conilere baş eğmek, ninesinin dedesinin katilleriyle gülüp oynamak zorunda bırakılacaksa yok olsun daha iyi. Ve sizde başım ağrımasın, batılı kankilerimizi üzmeyelim diye buna vicdanınız rahat bir şekilde baş eğiyorsanız, sizde onlardan birisiniz, Ayşe ile Mehmet ile canınızı sıkmayın, onların cesetlerine basarak dostlarınızla barbar Türklerden bahsedin, belki iyi bir köpek olduğunuz için kemik atarlar, Nobel verip entel ilan ederler.

Biz ise en ufak vicdan taşıyan, insanlık onuru sahibi her Türk’ü bu tarihi adaletsizliğe karşı mücadeleye çağırıyoruz. Çünkü artık öyle bir noktaya geldik ki bugün bir şeyler yapmazsak, yarın yapamayacağız. Artık daha fazla oyalanma lüksümüz kalmadı. Ve diyoruz ki gün gelir Ayşe kızın, Mehmet bebeğin, Fatma ninenin ruhu, altın kadehlerinde kan içen bu elit medeni vahşilerden hesap sorar, adalet yerini bulur ve ruhları huzura erer. O zamana kadar sorumluluk hissedecek kadar vicdan sahibi herkesi büyük küçük demeden elindeki imkanlarla Türk Soykırımını çevreye tanıtmak için göreve davet ediyoruz.

TÜRKLERE YAPILAN SOYKIRIMLAR TANINSIN!

http://www.facebook.com/TurkSoykirimi
http://www.turksoykirimi.com

Doğu Türkistan Eylemi (Bursalı Türkçüler]