Ailesi Çin işgalindeki Doğu Türkistan’dan Türkiye’ye göç etmiş Kazak Türkleri'ndendi. Çocukluğu İstanbul’da Kazak Türkleri'nin yaşadığı Zeytinburnu’nda geçti.
Ata toprağında komünist rejimin Turan halklarına çektirdiği çilelerin sonucu Türkiye'ye gelen Velican Oduncu, 1970'lerin Türkiyesi’nde Ülkücü görüşü benimsemiş birisiydi. Daha 13 yaşında iken siyasi faaliyetlerin içindeydi.
Sosyalist- komünist görüşlü polislerin (Pol-Der) ağır işkencelerinden geçti. Polis işkencesinde dişleri kırıldı; yapmadığı pek çok suç üzerine yıkılarak, işkence ile imzalatılan ifade tutanaklarıyla 15 yaşında iken 1978 yılında Sağmalcılar cezaevine konuldu. Zamanın tanınmış Ülkücülerinden Yusuf Ziya Arpacık, İhsan Barutçu, Erdoğan Tağın, Ali Pazaroğlu, Yunus Meral ile aynı hapishanelerde kaldı. Sağmalcılar, Sakarya ve Gaziantep cezaevlerinde kaldı.
26 Mart 1988 Gecesi bulunduğu Gaziantep Cezaevi’nde aynı koğuşta kaldığı 2 sosyalist tutuklu tarafından yatağında uykudayken şişlenerek şehit edilmiştir. Türkistan'ın has evladı Velican Oduncu, 14 yaşında girdiği cezaevinden, 24 yaşında şehitlik mertebesinde çıktı...
Mezarı İstanbul Bakırköy Güneşli Mezarlığı'ndadır. Velican Oduncu'yu uçmağa vardığı bu günde saygı, sevgi ve hasretle anıyoruz.
"Moğolistan'da Eski Türklere Ait Yeni Arkeolojik Buluntular" başlıklı araştırmayı görmek için Teke Dergisi tarafından yayınlanan PDF dosyasını buraya tıklayarak inceleyebilirsiniz. Belgeye Teke Dergisi üzerinden erişemezseniz, erişebilirliği güvence altına almak için Google Dökümanlar servisine aktardığımız araştırmanın PDF dosyasını buraya tıklayarak inceleyebilirsiniz.
Tanılğan fiker iyäse İsmäğıyl Ğaspralınıň qabere yanında dini meräsim ütkärelde.
Ğaspralı xaqında kitap yazğan professor doktor Viktor Gankeviç üz çığışında olı şäxesneň Bahçesaray şähär xakimiyäte başlığı wazıyfasın başqarğan çorda ireşkän uňışlarına tuqtaldı.
Yavuz Bülent Bâkiler yavuzbulent.bakiler@tg.com.tr 25 Mart 2012 Pazar
Nevruz Kimin Bayramı?
İddia ediyorum, kesin bir sonuçla yazıyorum: Türkiyemizde bir iktidar günün birinde şu veya bu sebeble mesela 30 Ağustos zafer bayramımızı rafa kaldırırsa, bu yasaklamanın üzerinden de yüz yıl gibi bir zaman geçse ve o yüzyılın sonunda birtakım insanlar ortalığa çıkarak “Biz ABAKA kavmindeniz! 30 Ağustos, bizim eski bayramlarımızdan biridir. Biz o eski bayramımızı yeniden kutlamak istiyoruz!” dese, ne olur biliyor musunuz? Evvela ortalık, birden bire toz duman olur. Devlet yetkilileri 30 Ağustos kutlamalarını engellemek için tedbirler almaya başlar. Sonra, basınımızın seçkin Türk yazarları, kalemlerini ellerine alırlar ve açık bir yüreklikle derler ki: -”Canım! Bu kadar telaşa ne gerek var? ABAKA halkı haklıdır. Adamlar, 30 Ağustos bayramlarını rahatlıkla kutlamalıdırlar. Halkların kardeşliği için, onların bayramlarına karışmamalıyız.” Türk aydınlarımızdan da bu desteği alan ABAKA gençleri, kadınları, çocukları... büyük sevinçlerle meydanlara koşarlar!.. Bu girizgâhı, Nevruz Bayramı için yaptım. Nevruz: Müslümanıyla, Hristiyanıyla, Musevisiyle, Şamanistiyle... bütün Türk dünyasının, binlerce yıldan beri kutlayageldikleri, ortak bayramlarıdır. Bizim Selçuklu ve Osmanlı devirlerimizde Nevruz bayramlarımızda, Nevruziyelerimiz de, Nevruz yemeklerimiz de meşhurdu. Nevruz kutlamaları, Cumhuriyetimizin ilanından sonra da bir süre devam etti ve 1926 yılında kaldırıldı. Cumhuriyet adamlarımız Batılılaşmak için 21 Mart Nevruz Bayramı yerine 1 Mayıs Bahar Bayramını aldılar. 1 Mayıs esasında işçi bayramı olduğu ve zamanla 1 Mayıslara kan bulaştığı için, ondan da uzak durmaya çalıştılar. Ben bütün Türk Cumhuriyetlerine 10 defa gidip geldim ve onlarla ilgili yüzbir televizyon programı hazırladım ve sundum. Doğrusu, benim çocukluk ve gençlik yıllarımda da Nevruz kutlamalarımız yoktu. Ben Nevruz şenliklerini ilk defa Türk Cumhuriyetlerinde gördüm ve büyük bir heyecan duydum. Mesela Azerbaycan’da Nevruz şenliklerinde iki gün resmî tatil verilir. Özbekistan’daki Nevruz bayramları o kadar renkli, o kadar canlı geçer ki, âdeta yer gök renklerle, çiçeklerle, oyunlarla, şarkılarla, türkülerle birbirine karışır. Türkmenistan’da da, Kırgızistan’da da öyle. Özbekistan’daki Nevruz bayramlarının ihtişamını, bin yıl yaşasam bile unutamam. Türkiye Radyo-Televizyonu için Nevruz programını arkadaşım Mehmet Ali Özpolat’la birlikte hazırladık. Fakat TRT’nin korkak idarecileri, o Nevruz programını yayınlamadılar. Sonra birtakım kimseler Nevruzu istismara başlayınca, galiba Milli Güvenlik Kurulunun ikazı üzerine, TRT kurumu, bir zamanlar yasakladığı o programı 5-6 defa yayınlamak mecburiyetinde kaldı. Bundan 3 yıl önce, İstanbul Televizyonu beni bir Nevruz programı dolayısıyla davet etti. Gittim ve yayın başlayınca dedim ki: “Nevruz bizim milletimizin çok eski bir bayramıdır. Biz Nevruz diyoruz Türkistan Türkleri ise Yenkigün! diyorlar. Nevruz bütün Türk Cumhuriyetlerinde büyük merasimlerle kutlanıyor! Sözlerimi bitirmeden, İstanbul Televizyonu Ankara’dan aldığı bir emirle yayını derhal kesti ve beni programdan çıkardılar! İyi mi? Acaba Nevruz için ben ne demeliydim?
Merakla beklenen 2012 model Hyundai i30 ortaya çıktı. Tasarımı Almanya-Rüsselsheim’daki Hyundai Avrupa Teknik Merkezi’nde şekillenen ve Çek Cumhuriyeti’ndeki Nosovice fabrikasında üretilen yeni Hyundai i30, eskisine göre daha uzun, daha geniş ve daha alçak bir karosere sahip. 4300 mm uzunluğu (+20 mm), 1780 mm genişliği (+5 mm) ve 1470 mm yüksekliği (+10 mm) bulunan yeni i30’un dingil mesafesi ise 2650 mm. C segmenti olarak da bilinen kompakt sınıf bir hatchback olan Hyundai i30’un teknik bilgilerini fotoğrafların altında listeledik.
Türkçülüğü ve Türk milliyetçiliğini önemli ölçüde etkileyen Türk toplumbilimci, yazar, şair ve siyasetçi Mehmet Ziya Gökalp'i doğumunun 137. yılında sevgi ve hasretle anıyoruz.
Nevruz, büyük Türk milletinin sahip olduğu hürriyet ruhunun kabararak taştığı, sığ ve dar bir coğrafyadan kıt’aları yönetmeye talip olduğu Ergenekon Ateşidir.
Bu ateş, hiç sönmeden üç kıtaya yayılmış 300 Milyonu aşkın Türk'ün ocağında dün olduğu gibi yükselişin işareti olmuştur. Nevruzla ilgili diğer bağlantılar:
“Çanakkale Seferi, Türk milletinin eski kudret ve kuvvetini muhafaza ettiğini, can çekişen bir imparatorluk içinde kahraman bir milletin varlığını meydana koydu.”
“Avrupa’da hiçbir asker yoktur ki, bu ifadenin altını çiziyorum, Türklerle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul olunabilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar, Türk olmasalardı. Yerlerinde kalamaz ve derhal değiştirilirlerdi. Halbuki, Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar.”
“… Bu Türk kıtaatının cesaret, metanet ve se’bat cihetiyle takdir ve senaya liyakatı, her şüphenin fevkinde bulunmuştur. Donanmasının ateşiyle de, en müessir surette muavenet gören pek cesur bir düşman taarruzlarına karşı sayısız muharebelerde bu kıtaat mevkilerini muhafaza etmişlerdir.”
“Harpte iki meş’um (uğursuz) şey vardır. Bunlardan biri taş duvara körükörüne yüklenmek, diğeri kuvvetleri birtakım ayrı ve bağlantısız harekata dağıtıp körletmektir. Biz bu iki ahmaklığı yapmanın tehlikesiyle karşı karşıyayız.”
"Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, o büyük dahi çağımızda Türk Ulusu'na nasip oldu. Mustafa Kemal dehası karşısında elden ne gelirdi."
" [...] Hamit Şevket bunları biliyor mu? Bilmiyorsa benim Hitlerizme tabi bir adam olduğuma nereden hükmeder? Saçlarım benzermiş...Bu ahmakça iddia yıllardan beri birçok budalalar tarafından aleyhimde delil gibi kullanıldı. Hatta evimde Hitlerin resminin asılı olduğu bile söylendi. Ben dışardan gelmiş hiçbir fikri kabul etmeğe tenezzül etmiyecek kadar milli gurur ve şuura sahip olduğumu, içtimai mezhebimin Türkçülük olduğunu vaktiyle yazarak ilan ettim. Daha ne yapabilirim. Saçım Hitlerinkine benziyormuş diye beni Hitlerci sanacak kadar budalalık gösteren binlerce, belki onbinlerce zavallıya ayrı ayrı mektup yazamam ya..."
Hüseyin Nihal Atsız
El Birliği Derneği tarafından hazırlanan Hüseyin Nihal Atsız belgeselini izlemek için buraya tıklayınız.
"Ben faşist değilim! Ben yalnız Türkçüyüm. Türk târihinin içinde yüzüyorum. Diyebilirim ki her günüm 27 asrın içinde geçiyor. Bize kimin dost, kimin düşman olduğunu biliyorum. Onun için de hiçbir yabancı milleti sevmiyorum!"
Hüseyin Nihal Atsız
El Birliği Derneği tarafından hazırlanan Hüseyin Nihal Atsız belgeselini izlemek için buraya tıklayınız.
"Irkçılık birtakım şarlatan maskaraların ileri sürdüğü gibi kafatası ölçmek, kan tahlil etmek, yedi ata saymakla ilgili değildir. Irkçılık, kan ve ırka dayanmakla beraber Türklük şuurunda olmak, yabancı bir ırkın şuuruna sahip çıkmamak davasıdır."
Hüseyin Nihal Atsız
El Birliği Derneği tarafından hazırlanan Hüseyin Nihal Atsız belgeselini izlemek için buraya tıklayınız.
Türk kültürünü araştırmak, yaşatmak ve geniş kitlelere tanıtmak amacıyla 1993 yılında Türk Cumhuriyetleri’nin kültür bakanlarının imzalarıyla kurulan Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı, insanlığın ortak mirası olan Nevruz geleneğini, TÜRKSOY üyesi ülkelerden gelecek 250 yakın sanatçı ile bir şölene dönüştürüyor.
Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri’nin yanı sıra 2010 yılında Paris, UNESCO Merkezi’nde ve Strazburg’da, 2011 yılında ise New York, BM Genel Kurulu Salonu ve Washington’da gerçekleştirilen Nevruz kutlamalarının ardından, TÜRKSOY’un çabalarıyla her geçen yıl genişleyerek daha geniş kitlelere ulaşan Nevruz coşkusu bu yıl Anadolu’nun dört bir köşesinde TÜRKSOY’un etkinlikleri ile kendisini gösterecek.
‘‘TÜRKSOY Nevruz Şenlikleri’’ kapsamında, 19-30 Mart 2012 tarihleri arasında TÜRKSOY üye ülkelerinden gelecek 250’ye yakın sanatçı, İstanbul, Ankara, Eskişehir, Karaman, Adana, Hatay, Çankırı, Elazığ, ve Kayseri’de düzenlenecek etkinliklere katılarak baharın renklerini taşıyan kostümleri ile unutulmaz performanslara imza atacak. Ayrıca bu yılki şölenlerde bir ilk gerçekleşecek ve yıllardır nevruz geleneğini yaşatmakta olan Çin Halk Cumhuriyeti Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nden gelecek 40 kişilik sanatçı ekibi gösterileriyle nevruz kutlamalarına renk katacak.
T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı , Başbakanlık Tanıtma Fonu ve Türk Dünyası Belediyeler Birliği’nin katkılarıyla 21 Mart 2012 tarihinde, Resim Heykel ve Etnografya Müzesinde, TÜRKSOY’un yakacağı Nevruz ateşi, daha önce olmayan bir sıcaklıkla, tüm Türkiye’yi ısıtacak.
TÜRKİYE NEVRUZ PROGRAMI
19 Mart 2012: İstanbul, Eyüp Meydanı Saat: 12.00 21 Mart 2012: Ankara, Devlet Resim ve Heykel Müzesi Saat: 10.00 22 Mart 2012: Eskişehir, Osmangazi Üniversitesi Kongre Merkezi Saat: 19.00 23 Mart 2012: Karaman, Kemal Kaynaş Kapalı Spor Salonu Saat: 20.00 25 Mart 2012: Adana, Menderes Piknik Adası Saat: 11.00 26 Mart 2012: Hatay, Hatay Kültür Merkezi Saat: 20.00 27 Mart 2012: Elazığ, Atatürk Kültür Merkezi Saat: 19.00 28 Mart 2012: Çankırı, Saat: 19.00 29 Mart 2012: Develi/Kayseri Cumhuriyet Meydanı Saat: 12.30 30 Mart 2012: Kayseri Saat: 19.00
BM 21 MART’I ULUSLARARASI NEVRUZ GÜNÜ İLAN ETTİ
2009 yılında, UNESCO nezdinde “Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi”ne dahil edilen Nevruz, BM tarafından resmen tanınmaktadır. BM Genel Kurulu’nun 2 Aralık 2009 tarihli oturumunda 21 Mart tarihi “Uluslararası Nevruz Günü” olarak ilan edilmiştir. Genel Kurul bu kararında Nevruz kutlayan ülkeleri, başta UNESCO olmak üzere diğer hükümetler arası örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarını Nevruz’un tanıtılması ve kutlanması konusunda işbirliği yapmaya davet etmektedir.
TÜRKSOY: TÜRK DÜNYASININ KÜLTÜR KÖPRÜSÜ
Türk kültürünün araştırılması, tanıtılması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacı doğrultusunda kurulmuş çok taraflı bir kültürel işbirliği örgütü olan TÜRKSOY, Nevruz bayramını 1995 yılından itibaren çeşitli etkinlikler düzenleyerek her yıl kutlamaktadır.
UNESCO ile aynı ilke ve hedefleri paylaşan ve faaliyetleri sadece üye ülkelerle sınırlı olmayan bir uluslararası örgüt olan TÜRKSOY, kültürlerarası yakınlaşma ve medeniyetler arası diyalog sürecini desteklemek adına Nevruz Bayramını 2009 yılında UNESCO Genel Merkezi’nde 8 ülkeden 100’ün üzerinde sanatçının katılımı ile 2010 yılında Paris, UNESCO Merkezi’nde ve Strazburg’da,2011 yılında ise ABD’de bulunan BM Genel Kurulu’nda ve Washington’da gerçekleştirdiği etkinlikler ile kutlamıştır. TÜRKSOY Nevruz kutlamaları kapsamında gerçekleştirilen etkinlikler ile hem zengin Türk kültürü tanıtılmış, hem de kültür ve sanatın evrensel dili ile kültürlerarası yeni köprülerin inşa edilmesinde katkıda bulunulmuştur.
Bu yıl Türkiye’nin İstanbul, Ankara, Eskişehir, Karaman, Adana, Hatay, Çankırı, Elazığ, ve Kayseri şehirlerinde düzenlenecek olan etkinlikler, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başbakanlık Tanıtma Fonu ve Türk Dünyası Belediyeler Birliği başta olmak üzere bir çok belediye ve üniversitenin ortaklığında gerçekleştirilecektir.
NEVRUZ NEDİR?
Avrasya’nın geniş coğrafyasında yaşayan halklarda baharın müjdecisi ve “yeni gün” olarak bilinen Nevruz, yeniden canlanmaya başlayan doğanın insanlara sunduğu bolluğu, bereketi, diriliği, sevgiyi, kardeşliği, paylaşmayı, barışı ve dostluğu simgelemektedir. Nevruz, Toprak Ana’nın tekrar nefes alarak yeşerdiği ve dirilişin tekrar başladığı gündür. Tarihi beş bin yıla uzanan Nevruz, Türk dünyasında da en ulu gün olarak bilinmekte ve Navrız, Yeni Gün, Ulu Kün, Mart Dokuzu, Çıl Pazı, Çanı Kün, Şagaa, Isıah, Yengi Kün gibi adlarla en canlı ve en sıcak biçimde kutlanmaktadır.
Kültürel miras yoluyla günümüze kadar ulaşan ve Türk dünyasının millet bağını güçlendiren, yüreklerde hissedilen en önemli bayramlardan biridir, Nevruz. Yeni bir yılın başlangıcı olarak yeniden doğuşu simgeleyen bu bayram, geleceğe dair umut, arzu ve temennileri de içinde barındırmaktadır. Belki de bu yönüyle dünyada tektir ve özgündür. Nevruz ile yeniden doğan ve coşkuyla yenilenen sadece doğa ve tabiat değildir. İnsan da bedenen ve ruhen kendini temizler ve yeniler. Yeni bir yılın başlangıcıyla birlikte duygular ve fikirler de yenilenir. Bu yüzden Nevruz, doğadaki dirilişle birlikte bir bayram sevincini ve coşkusunu yaşatmanın yanı sıra, insana dair umudu ve en güzel dilekleri de temsil etmektedir.
Tüm Türk Devletleri gücünü, sağlam ve tarihi devamlılığı olan bir topluma, bu toplum içinde yaşayan geçmişin mirasına, dayanışma, hoşgörü, insanlık ve kardeşlik kültürüne borçludur.
Eski Türklerle İranlılar’ın yılbaşı olarak kabul ettikleri gün, Farsça ‘‘Nevruz’’ olarak adlandırılmıştır. Nevruz; ‘‘yeni gün’’ anlamına gelmektedir. Güneşin koç burcuna girdiği, gece ile gündüzün eşitlendiği bugün miladi takvime göre 21 Mart’a rastlamaktadır.
Türkçe konuşan halklar, Nevruz’da, yenilik, canlılık, dirilik olacağına, doğanın canlandığına, insanın ruhunun da yenileneceğine inanırdı. Nevruz geleneği; başta Türkler’in ilk takvimi olan Oniki Hayvanlı Türk Takvimi’nde görüldüğü üzere çok eskiden beri bilinmekte ve tarih boyunca olduğu gibi günümüzde de törenlerle kutlanmaktadır. Selçuklu Sultanı Melikşah için hazırlanan Celali Takvimi’ne göre; güneşin koç burcuna girdiği gün yeni yıl olarak kabul edilmiştir. Selçuklu hükümdarlarının Mart Ayı’nda tahta çıktığı ve Nevruz’u halkla birlikte kutladığı bilinmektedir. İyiyi, güzeli, doğruyu, mutluluğu ve barışı sembolize eden bahar bayramı Nevruz, geniş bir coğrafyada kutlanıla gelmiştir. Tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Bugün Çin’den Balkanlar’a kadar uzanan coğrafyada farklı adlarla anılan Nevruz benzer biçimlerde kutlanmaktadır. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan bağımsızlıklarından sonra 21 Mart’ı resmi tatil ilan etmiştir.
Nevruzla ilgili efsaneler, dinsel inanışlar… Nevruz’un, kapalı bir mekandan açık bir mekana doğru hareket etmeyi; güneşe, ısıya ve bolluğa duyulan özlemi göstermektedir. Bu söylencelerde; var olan durumdan kurtuluş ve huzura kavuşma isteği dikkati çeker. Efsane ve inanışlarda geçen ateşin doğması; Buzul Çağı’nda insanın ateşi icadını, dağları eritme; Maden Çağı’na girişi, tarlanın sürülmesi, hayvanların evcilleştirilmesi; Neolotik Çağ’a girişi sembolize etmektedir. Bugün de ateş, su, toprak, mağara gibi Nevruz söylencelerinde geçen unsurlar tüm insanlığın vazgeçilmezleridir. Ancak özellikle ateş Türkler için hangi din veya inanıştan olurlarsa olsunlar büyük önem taşımaktadır. Altay halklarından Tatarlar’a, Azeriler’den Karaimler’e, Gagauzlar’a kadar pek çok Türk halkı tarafından ateş ve su ruhsal ve bedensel arınma için gereklidir. Bu sebeple geniş Türk coğrafyasında Nevruz’da ateş yakmak ve iyi dileklerde bulunarak ateş üzerinden atlamak bir gelenektir.
Fransız gazetecisi Frederik Lenqeyn 20 yıl önce çektiği Hocalı Soykırımı fotoğraflarını yayınladı. Kardeşliğin, güçlü olduğumuzda geçerli olduğunu öğrenmemiz gerek. Güçlüysek Ermeni, Kürt vs. kardeşimiz, güçsüz düştüğümüz anda Hocalı'da, Kerkük'te, Sulduz'da ve diğer Türk ellerinde kardeşlerimizin bizlere ne yaptıklarını biliyoruz.
Evet baba ve annelerimiz Nuri Demirağ, Şakir Zümregibilerine hayırlı evlat olamamışlar, onların hamlelerini değerlendirememişler ve onlara karşı olanları sindirememişler. Türk milleti dünyaya çok zeki ve başarılı insanlar getirmiştir ve getirecektir. Biz ise Türkiye için, daha güzel bir dünya için Nuri Demirağ, Şakir Zümre ve diğerleri gibi üretken olmaya çalışacağız ve başaracağız. Dedelerimizin izinden yürüyen Türk gençleri olarak Ata'nın da dediği gibi Türkiye'yi çağdaş medeniyetler seviyesine çıkaracağız.
"Yüksel Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur."
Hesap Silme
Sosyal paylaşım sitelerinin popülerleşmesiyle ülkemizde milyonlarca kişinin sosyal medya hesabı oldu. Facebook, Twitter, Instagram derken onlarca sosyal paylaşım sitesi ve milyonlarca üyesiyle İnternet'in büyük bir kısımı oluşturur hale geldi. Tabi hesaplarını silip, bu platformlardan ayrılmak isteyenler de var. İşte bu kişiler için bir site açılmış. Bu site sayesinde kullanıcılar hesaplarını nasıl sileceklerini öğreniyorlar. Site hesap silme işleminin nasıl yapıldığını anlatıyor. Hesabını silemeyen arkadaşlara bu siteyi tavsiye ediyoruz.
Günlük Arşivi
Hesap Dondurma
Facebook, Twitter ve Instagram için hesap dondurma rehberi.