rss
twitter
    Ne mutlu Türküm diyene!

13 Yaşındaki Çocuğun Derisini Yüzen Ermeni: Zori Balayan



"Hepmiz Ermeniyiz!" diyen aptallar, tüm bunlar yaşanırken, Asala tarafından onlarca devlet adamımız şehit edilirken Ermenistan'dan veya başka bir yerden bir kişi de çıkıp Hepimiz Türküz! demiş midir? Türkiye'de öldürülen değersiz bir Ermeni için toplanan binlerce tatlı su komünisti ve insancıl aptallar, Ermeni doktor Zori Balayan'ın kendi kitabında (Ruhumuzun Canlanması) anlattığı vahşet için de bir şey yapar mı acaba? Ermenilerin akıl almaz işkenceleriyle şehit olan yüzlerce Azerbaycan Türkünü saygıyla anıyoruz.

"Askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Başından, sinesinden ve karnından derisini yüzdüm. Saate baktım, Türk çocuğu yedi dakika sonra kan kaybından öldü. Türk çocuğuna yaptığım bu işkencelerden dolayı kendimi rahatsız hissetmedim. Ruhum halkımın yüzde birinin intikamını aldığım için sevinçten gururlandı. Akşam aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık." 1994 Bakü Metrosu saldırıları planlayıcılarından Zori Balayan

Nejdet Sançar'ı Saygı ve Özlemle Anıyoruz



Türkçü-Turancı Hüseyin Nihal Atsız'ın küçük kardeşi, eğitimci ve yazar Nejdet Sançar'ı vefâtının 37. yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz. Ulu Türkçü'nün ruhu şâd, mekanı uçmağ olsun.

Türkçülüğün keskin kalemlerinden biri olan Nejdet Sançar'ın 1944 Türkçülük davasında yaptığı savunma;

"Beni beraat ettirin demeyeceğim çünkü benim için suç olarak gösterilen şey bu toprakları, bu ırkı sevmekten başka birşey değildir.

Yurdumu ve ırkımı seviyorum, onun içindir ki Türk ırkçısıyım.

Bu sevginin manasını anlamayanlara sözüm yok.
Eğer bu günahsa beni mahkum ediniz. Bu mahkumiyeti övünçle kabul ederim, şeref sayarım.

Sizden adalet bekliyorum da demeyeceğim çünkü bu mahkeme adil değilse, o zaman büsbütün manasızdır. En büyük mahkeme olan tarihin huzurunda alnı açık bir Türk oğlu olarak, hiç endişem yok. On ayı doldurmakta olan ve büyük kısmı tahta masalarda yatmakla geçen hürriyetsizliğimi, millet yolunda çekilmiş, şerefli bir felaket olarak sayıyorum.

Duvarlar, ezilmiş hayvanların kan lekeleri ve rengini kaybetmiş, köpeklerin bile yatmayacağı pis hücrelerde geçen haftalarım içinde bir ışık sızacak kadar küçük deliği olmayan, tavanı basık bir inde, hayır bir in değil, mezarda, ışığa güneşe ve hayata hasret çekerek geçirdiğim günlerim, uykusuz gecelerim, yarın benim için acı fakat övünçlü hatıralarım olacaktır.

Bunlardan yılmış değilim. Bilakis bahtiyarım.

Yuvamın dağıtılmış olmasına, eşimin bir Türk anası olmak şerefini kazanacağı günlerde çektiği dayanılması güç ızdırapları ve akıttığı gözyaşlarını unutmamış olmama ve bugün hayat kavgasında minimini yavrusuyla tek başına kalmış olmasının ruhunda yarattığı fırtınalara rağmen bahtiyarım.

Türk'ü sevdim, seveceğim.

Ama bunun sonunda ızdıraplar varmış, felaketler varmış, hatta karşılaşılacak türlü kahpelikler doluymuş.

Hepsi kabul!

Türk Irkı sağolsun!

Türk-Yunan Kardeşiliği: Mehmetçik Busters



Yunan Hava Kuvvetleri’ne ait mühimmat yüklü bir Mirage 2000 uçaklı yamada (peç), ‘Ghost Busters’ filmden esinlenilerek hazırlanmış ‘Mehmetçik Busters’ alt yazılı, Türkiye’yi sembolize eden kırmızı fesli bir hayalet görülüyor.

Devamı için: “Müttefik” komşudan peç ayıbı

Dağlıq Qarabağ'da Qaqauz Türkləri



Dağlıq Qarabağ'da Qaqauz Türkləri

1990-cı il… Dağlıq Qarabağ döyüşünün Ağdam Cəbhəsində Azərbaycan Könüllülər Bölməsinin başçısı Qatır Məmməd ilə birlikdəydik. Ermənilər, Qırmızı Ordu generallarına rüşvət vermişdilər. Bu üzdən bölgədəki Rus tank birliyi, bizim olduğumuz bölgəni cəhənnəmə çevirirdi. Birdən, aralarından iki tank ayrılaraq üzərimizə doğru gəlməyə başladı. Gələcək illərdə şəhidlik mərtəbəsinə yüksələn Məmməd ilə göz-gözə gəldik. Aydın idi ki, tanklardan qurtuluşumuz yox idi!
Lakin iki tank tam olduğumuz yerə gəldiklərində birdən lülələrini qarşı tərəfə (ermənilər tərəfə) çevirib atəşə başlayınca çaşdıq. Elə o anda, tankların telsiz antenalarına taxılmış, mavi zəmin üzərinə Bozqurd işarəsi olan Qaqauz bayrağını gördük. Daha sonra tankdan enib yanımıza gələn Qaqauz leytenantın bu sözləri mənim gözümdə "özəl tarixdir":
“Bu Ruslara bax! Pulu alıblar, bizə Türk qardaşlarımıza atəş açmaq əmri verdilər. Biz də üsyan edib bura gəldik. İndi vəziyyətlər bərabərdir, narahat olmayın!”
Qaqauz Türkləri xristiyan olsalar da qan qardaşımızdır.

(Bu sətirlərə 1989-1994-cü illərdə Dağlıq Qarabağda müxbir olan Türkiyəli jurnalist Ardan Zentürkün savaş xatirələrində rast gələ bilərsiniz.)

Barbaros Hayrettin Paşa (1951)



Türk tarihinin en büyük deniz savaşı (1538). Kanunî Sultan Süleyman zamanında, Mohaç Zaferi'nden 12 yıl sonra kazanılan Preveze Deniz Savaşı, Türk ordusunun denizlerde de gücünün doruğuna ulaştığını kanıtlayan bir savaştır. Türk ordusu Mohaç'ta bütün birleşik Avrupa ordularını yendiği gibi, Türk donanması da birleşik Avrupa donanmasını Preveze'de yenilgiye uğratmıştır.

Sadece Türk denizcisi değil, dünyanın en büyük denizcisi olan Barbaros Hayrettin Paşa'nın hayatını anlatan mükemmel bir film. Zamanın şartlarına göre en büyük prodüksiyonlardan biri, montajda da harikalar yaratılmış.

Gazâvât-ı Hayreddîn Paşa - Barbaros Hayreddin Paşa'nın Hatıraları



''Tahmin ettiğim gibi, emrimdeki 6000 Arap gönüllüsü öyle zararlı bir hareketle ihanet ettiler ki, bir an önce güneye çekilmek vacip oldu. Bu sözde gönüllüler, Kral Karlos’a yaranmak için, ben 6000 Türk levendiyle surların önündeyken, şehrin hapishanelerini açıp, 10000 Hristiyan esirini serbest bıraktılar."
Barbaros Hayreddîn Paşa - Kaynak: Gazâvât-ı Hayreddîn Paşa

"Ağam Oruç, hamiyet kuşağını dört elle kuşandı. Sabaha kadar başını secdeden kaldırmadı. Cenâb-ı Hak’tan nusrat ve zafer diledi. Sabah güneş doğarken, levendlerini topladı. Arab’dan, Berberî’den, Endülüslü’den de çok askeri vardı. Ammâ bunlar, Türk levendleri gibi cenk bilmezler, sıkışınca düşmândan yüzgeri ederlerdi."
Barbaros Hayreddîn Paşa - Kaynak: Gazâvât-ı Hayreddîn Paşa

"Haber aldım ki Abdullah, Tlemsen'e gelmiş ve şehre hakim olmuş. Karındaşı Mes'ud, korkusundan kaleye kapanmış. 25 gün dayanmış. Bizim leventler bakmışlar ki iş uzar, yanlarında kale muhasarasına yarar büyük top yoktur, aralarında müşavere etmişler:

"Sahte bir ricat hareketi yapalım, demişler; "bizi kaleyi bırakıp kaçtık sansınlar. Bu Araplar gayetle arsız bir kavimdir. Galiptik, mağluptuk bilmezler. "Türkler kaçtı" deyü kaleden çıkıp yağma hırsıyla üzerimize gelirler. O zaman onları haklar, kaleyi alır, Emir Abdullah'a teslim eder, Cezayir'e döneriz."

Aynıyla böyle oldu. "Hay Türkler firara yüz tutup kaçıyor!" diyen kaledeki Sultan Mes'ud taraftarı Araplar, leventlerin ardına düştü. Leventler gerisin geriye hamle yapıp çoğunu kılıçtan geçirdiler. Zira bu Araplar, cenk sanatını bilmez bir kavimdirler. Çölde çapulculuk yapmakla ordu halinde cenk etmeyi aynı şey sanırlar. Cenk sanatını bilen İspanyol kafiri bile Türk leventlerine daima mağlup olagelmişken, hangi akılla bilinmez, bu Arap kabileleri olur olmaz yerde Türkler'in karşısına çıkıp perişan olurlar. Zira onlarda insan canı gayetle değersizdir. Kulluklarını bilip tedbir alacakları yerde, "her şey Allah'tandır" deyip budalaca ölürler. Gerçi iyi ata binerler ve içlerinde cesur olanlar vardır. Ancak atlarının koşumları bile gayetle iptidaidir. İyi silahları yoktur. Olsa da kullanamazlar. Ateşli silahlarla araları iyi değildir. Sonra en büyük mağlubiyet sebepleri şudur ki, kitle halinde döğüşmenin kaidelerini asla bilmezler."
Barbaros Hayreddîn Paşa - Kaynak: Gazâvât-ı Hayreddîn Paşa

"Bu Arab kavmine îtimâd itmek kat’â câiz değildür."
Barbaros Hayreddîn Paşa - Kaynak: Gazâvât-ı Hayreddîn Paşa

Macar Soydaşlarımız Ata Yurdun İzinde



Macaristan'da, Macarların Türkistan'dan Doğu Avrupa göç ettiklerini hatırlatmak ve eski nostaljiyi tekrar yaşatmak için ilginç bir projeye imza atıldı. Buna göre Macaristanlı bir grup ülkelerinden Kazakistan'a atla yolculuk yapacak.

1 Mart 2012'den yola çıkacak grup, Macarların 10. Yüzyıl'da Türkistan'dan Doğu Avrupa'ya göç ettiklerini hatırlatmak amacıyla at sırtında üç aylık bir yolculuk yapacak.

Budapeşte'den yola çıkacak etnologlardan oluşan üç kişilik grup, Romanya, Karadeniz kıyıları ve Gürcistan'ı at sırtında geçerek 6 Haziran'da Kazakistan'da olmayı planlıyor.

Sponsorlar tarafından desteklenen proje kültürlerin kaynaşmasını amaçlıyor. Yolcular, gittikleri şehirde birer gün dinlenecek ve her ülkede at değiştirecek.

Türkmen Ahal Teke Atları



Ahal Teke 3000 yıl önce insanlar tarafından ilk evcilleştirilmiş at türüdür. Bir Türkmen atı olan Ahal Teke Orta Asya'da Türk halkları arasında özellikle Türkmenistan'da yaygındır. Ahal Teke'nin adı Manas ve Dede korkut gibi Türk destanlarında geçer ve Türkmenistan'ın Ahal vilayetinde yaşayan Teke kabilesinden gelmektedir.

Buzul çağından kalma mumyalaşmış ve donmuş at cesetlerinden anlaşıldığı üzre belki de tam anlamıyla safkan olan tek at ırkıdır. Ahal Teke milattan önceki binyılda bile Doğu Avrupa'dan Çin'e kadar ün salmıştır.

Dik bir duruşu, uzun ince bir boynu, eğimli omzu, uzun bir sırtı, uzun bacakları ve küçük sert bir kalçası vardır. Yelesi yumuşak ve azdır. Kulakları diğer atlarınkinden uzun ve hafif orak şeklindedir. Çoğu ahal tekenin gözlerinin etrafı siyah olduğu için gözleri badem şeklinde görünür. Vücudu daima hafif metalik parlar. Kılları çok ince ve yumuşaktır. Haraketleri çok rahat ve esnektir. Hüner ve eğitim gösterilerinde diğer atların zorlandığı bazı zor hünerleri kolayca başarır. Özellikle "Pas" ve "Tölt" adlı hareketleri kolay yapar. Cesur, zeki, duygusal ve bazen de inatçıdır, sezgileri güçlüdür, sahibine daima çok bağlıdır, hatta tek biniciye alışık olurlar ve onun en ufak imalarını bile algılayabilirler.

Türk, Altay, Anadolu ve Azeri efsanelerinde ve halk öykülerinde yer alan söylencesel kahramanın öyküsünün anlatıldığı bir destan olan Köroğlu Destanı'ndaki Kır-At'ın da Ahal Teke olduğu söylenir.

Ahal Teke Fotoğrafları









Mübariz İbrahimov

7 Şubat 1988 doğumlu Mübariz İbrahimov, 2005 yılında Azerbaycan İçişleri Bakanlığı’na bağlı Özel Kuvvetler Bölüğünde askerlik hizmetini yaparak 2007 yılında terhis olmuştur. 2 yıl sivil hayatında çalıştıktan sonra, 2009 yılı Ağustos ayında Uzman Çavuş olarak orduya katılmıştır.Kendi isteği ile Azerbaycan Karabağ cephesindeki, sınır birliğine atanmıştır.

19 Haziran 2010 tarihinde gece saat 23.30 civarında Mübariz İbrahimov kimseye haber vermeden, sadece “Şehit olursam üzülmeyin. Vatan sağolsun”[1] diye bir mektup bırakarak tek başına 1 kilometre mayın döşeli sınırı aşarak, Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin bulunduğu karakola baskın düzenler. 45 Ermeni asker ve subayını öldürür. Ermeni destek kuvvetleri ile 5 saat, Ermeni silah ve mühimmatını kullanarak çarpışır. Mübariz sabaha karşı Şehit olur.

Azerbaycan Devleti, Uzman çavuş Mübariz İbrahimov’u milli kahraman[2] ilan eder.

Ermenistan ise, bu bozgun karşısında sınırdaki tüm komuta kademesini değiştirir. Yaşadıkları bu şok hezimetten dolayı, şehit Mübariz’in cenazesini Azerbaycan Devleti’ne aylarca teslim etmemiştir.

1. Son məktubu
"Canım, atam və anam. Məndən sarı darıxmayın. İnşallah, cənnətdə görüşəcəyik. Mənim üçün bol-bol dua edin. Vətənin dar günündə artıq ürəyim dözmür. Allaha xatir bunu etməliyəm. Ən azından ürəyim sərinlik tapar. Şəhid olanadək bu şərəfsizlərin üzərinə gedəcəyəm. Şəhid olsam – ağlamayın. Əksinə, sevinin ki, o mərtəbəyə yüksəldim. Allaha ibadətlərinizi dəqiq yerinə yetirin. Çoxlu sədəqə verin. Seyid nəvəsi olaraq bunu etməliyəm. Allah böyükdür. Vətən sağ olsun. Oğlunuz Mübariz. Haqqınızı halal edin".

2. Azərbaycanın Milli Qəhrəmanının xüsusi fərqlənmə nişanı - "Qızıl Ulduz" medalı

Mübariz İbrahimov Fotoğrafları (Mübariz İbrahimov Şəkilləri)





Dr. Çöhrəqanlı'nın GAMOH Qurultayı Danışığı



Güney Azərbaycan Milli Oyanış Hərəkatı (GAMOH), 4 Şubat 2012, Türkiyə'nin başkəndi Ankara'da böyük və möhtəşəm qurultayını gərçəkləşdirdi.

"Türkiye, elime el ver, sesime ses... Türkiyemiz'den, ağabeyimizden, kardeşimizden, can ciğerimizden, bilsinler isteriz ki, onun uğruna ben ve ailem ve bütün hareketçiler can vermeye gururla hazırdırlar. O Türkiye'mizden beklentilerimiz var. Bizi bu ölüm kalım savaşında yalnız bırakma. Elimize el verin, sesimize ses verin, lütfen."

Dr. Çehreganlı

İsmail Semenov'un kendi sesinden "Mingi Tav" - Cırçı İsmail'ni Kesi Tavuşundan "Mingi Tav"



İsmail Semenov'un kendi sesinden "Mingi Tav" (Cırçı İsmail'ni Kesi Tavuşundan "Mingi Tav) Doğumunun 120. yılı anısına Karaçay Malkar Türkleri Halk Şairi İsmail Semenov'un anısına...

İsmail Semenov'un Kendi Sesinden "Aktamak" - Cırçı Smayılnı Kesi Tavuşundan "Aktamak Cırı"



İsmail Semenov'un kendi sesinden "AKTAMAK" (Cırçı Smayılnı Kesi tavuşundan "Aktamak Cırı") Doğumunun 120. yılı anısına Karaçay Malkar Türkleri Halk Şairi İsmail Semenov'un anısına...

Mareşal Fevzi Çakmak



"Aşırı solculukları ile mâlum kimselerin kanaatları, bir nevi kızıl faşistliktir. Bence, tek şef sistemine dayanan aşırı solculuk da insanlık ve kanun dışıdır. Bu sebeple, bu gibilerin aramızda bulunmamaları lazımdır. Benim, aşırı solcularla ve alelumum millî fikirler dışında kanaat sahipleriyle anlaşmama imkân yoktur. Fikren milliyetçi olduğumu tekrara lüzum yoktur ve herkes pekâlâ bilir ki ben solculuk temayüllerinin ezelî muhalifiyim."

Mareşal Fevzi Çakmak

‪Azərbaycan Qobustan Rəqsi‬‏ (‪Azerbaycan Gobustan Dansı)



Azerbaycan´da Gobustan Kayalıklarında görülen dans eden insan şekilleri, 12 - 14 bin yıllık müzik ve hareket gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu resimlerde görülen figürler, günümüzde baksı dansı ya da karacorga olarak bilinen ve kam ve baksılar (Orta Asya Türk-İslam kamları) tarafından uygulanan bir dansı çağrıştırmaktadır. Bu dans, müzik ve hareket terapisinin belki de yaşayan en eski örneğidir.