rss
twitter
    Ne mutlu Türküm diyene!

Akay Kineyev: Türk Birliğinden Korkuyorlar

Akay Kineyev: Türk Birliğinden Korkuyorlar

Altayların Ruhani lideri ve Şamanların başı Akay Kine, “Türk Halkları birleştiği takdirde dünyanın her yerinde başköşeyi alacak. Gök Tanrı’nın bağlıları olarak tekrar “eşitler arasında eşitlik” prensibini getireceğiz. Bu dünyayı yönetenlerin işine hiç gelmez” diyor.
Yeniçağ’ın Misafir Odası’nda Kültür ve Töre Derneği’nin çağrısı ve sponsorluğu üzerine Türkiye’ye gelerek bir dizi konferanslar veren Altay’ın Ruhani lideri Şamanlar’ın başı Akay Kine’yi konuk edeceğiz. Bu söyleşiyi ilgi ile takip edeceğinize eminiz.

Türkiyeye hoş geldiniz Buraya geliş amacınızı bize anlatırmısınız?
İlk önce beni buraya davet eden Kültür ve Töre Derneği Başkanı Kemal Ermetin Bey’e teşekkür ederim. 1995 yılında Altay’ın ruhu gelip bana “Türk Birliği için çalışmaya başla!!! Yolun Manas’ın, İlteriş Kağan’ın yoludur!!!” dedi. Ben buraya Tanrı’nın isteği ile geldim. Ben buraya gelmeden önce Kırgızistan, Kazakistan, Başkurdistan, Tataristan ve İran’a gittim. Bu yolları Türkleri birleştirmek arzusu ile kat ettim. Bu uğurda boşuna çaba harcamadığımı gördüm. Çünkü dolaştığım Türk illerindeki Türklerinde bu birleşme yolunda çabaladıklarını gördüm. Bu amaç doğrultusunda daha fazla emek vermem gerktiğine inandım.

Niye bu işe 1995 yılında başladınız?
Ne yazık ki, Sovyetler Birliği zamanında bu birleştirme çabaları tamamen yok olmuştu. Ben Altay’da kendi arkadaşlarımla Türk örf ve adetlerini canlandırmaya başladığım zaman, diğer Türk devletlerine daha cesur bir şekilde gidebildim. Çünkü benim arkamda Altay vardı. Çünkü Altay’da Türk kültürünün canlanması ve dinimizin gelişmesi gerekliydi. Bunun için Altay beni koruyor, Altay bana güç veriyor.

Ruslar’ın en çekindikleri din hangisidir?
Ruslar’ın korktuğu şey Türkler’in birleşmesidir. Çünkü biz 250 milyondan fazlatyız. Biz Türkler 56 halktan fazlayız. Her zaman büyük devletler kurmuşuz ve bizim varlık gösterdiğimiz yer de Avrasya’dır. Eğer eskiden olduğu gibi tekrar birleşmeye başlarsak, çok büyük millet olacağız. Dolayısı ile de bizim o eski şanlı imparatorluğumuz geri dönmüş olacak.

Ruslar Türkler’in birleşmesinden mi korkuyor?
Evet!!! İşte Ruslar bundan korkuyor!!! Türk halkları birleştiği taktirde dünyanın her yerinde başköşeleri alacak. Gök Tanrı’nın bağlıları olarak tekrar eşitler arasında eşitlik prensibi getirmiş olacaklar. Dünyada şimdi eşitlik değil çoğunluk prensibi yaşamaktadır. Eşitler arasında eşitlik prensibi, bütün insanların eşit olduğu anlamına gelir. Ve bu pek çok halkın işine gelmeyen bir durumdur. Özellikle şu anda dünyayı yöneten halkaların işine hiç mi hiç gelmez!!!

Sizin dediğinize göre, Ruslar, birbuçuk milyar Müslüman’ın birleşmesinden değil de, 250 milyonn Türk’ün birleşmesinden mi korkuyor?
Soruyu nasıl sorarsanız sorun, cevabım “Evet” olacaktır. Çünkü, Ruslar’a göre Müslümanlık o kadar etkili değil!!! Çünkü Müslümanlık uluslar arası bir din. Her milletten insan Müslüman olabilir. Dolayısı ile bir Rus da Müslüman olabilir. Ancak bizim “Ak dinimiz” mili bir din. Milli bir din olduğu için Türkleri daha güçlü kılar. Dünyayı yönetenler de; “Bu dine inananları eğer gördüğümüz yerde ezmezsek, biz Türkler’in karşısında tutunamayız, duramayız!!!” bu düşüncelerde sanırım. Olaya böyle baktığımızda Ruslar’ın da niye Müslümanlara değild e Ak Din’e inanalara bu kadar baskı yaptıkları anlaşılır.

Sizin saçınızın uzunluğu dikkatimi çekti. Bunun dini inanışla bir paralleği var mı?
Türk erkeklerinin saçı yanlardan kesik tepeden uzun ve örgülüdür. Kadınların saçı ise tamamen uzun ve örgülüdür. Saç Tanrı’ya bağlılığın sembolüdür.
Baskı ve zulüm önleyemedi
Altayların “Ak Jang” Batılıların “Burhanizm” dediği Ak Din, Türk halklarının eski “tek tanrılı” inancı Şamanizmin temelleri üzerine kurulmuş, reformist bir harekettir. Dönemin Rus yönetiminin görüşüne göre Ak Din, Sibirya’nın Türk halklarını ortak bir milliyetçilikle birleştirip Rusyaya zarar vermeleri için yurt dışından desteklenen, Rusya’nın düşmanları tarafından tasarlanmış bir plandır. Bu yüzden Ruslar, bu din mensuplarına karşı büyük bir kovuşturma başlattılar. Haddinden fazla şiddet kullanarak, kanlı bir şekilde Altay türkleri’nin isyanını bastırdılar. Ak Din mensuplarına verdikleri idam cezaları bile bu dinin günümüze kadar yaşamasını önleyemedi.

Efsanevi kurtarıcı; OYRAT HAN!!!
Ak Din’in ilk önderi çet Çelpen ve eşi Kule Ak ve evlatlık kızı Çuğul Sarok Çandık ile Üst-kan kasabasından 20 kilometre uzaklıktaki bir ormanlık bölgede yaşıyorlardı. 1904 yılının Nisan ayında Çet çelpen ve onun 14 yaşındaki üvey kızı Çuğul beyaz atı ve beyaz kıyafeti ile dolaşan bir süvarinin hayalini gördüler. Bunu çevredekilere anlattılar. Ak Burhan olarak adlandırılan bu hayalet süvari, efsanevi kurtarıcı Oyrat han’ın geri döneceğinin habercisi olarak kabul edildi. Çet ve çuğul, yanlarına gelenlere bunun müjdesini verdiler. Ak Din’in ilkelerini öğretip nasihatlerde bulundular. O gün bu gündür, Ak Din’in mensupları efsdanevi kurtarıcı Oyrat Han’ın bir gün ortaya çıkıp, dünyayı yeniden kurtaracağına inanıyorlar.

TURATBEK AYTMATOV

Tengir Ordo - Tengri'nin Halkı



Tengir Ordo
(Kırgızca: Tengri'nin Halkı) 2005 yılında Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te, Kırgız milletvekili Dastan Sarıgulov tarafından kurulan ve Türkçü emelleri olan bir kuruluş.
5.000 üyesi olduğu söylenen Tengir Ordo'nun hedefleri, Tengirçilik adı verilen İslam-öncesi Türklerin inanç ve kültürünü araştırmak ve bu temelin üzerine modern bir Türk milliyetciliği inşa etmektir. Orta Asya Türkleri arasında İslam öncesi kültürleri daha iyi yayma ve daha önemlisi birbirinden yabancılaştırılan Türki milletleri yeniden birbirine yaklaştırma amacındadır. Kırgızistan'da özellikle Celal-Abad'daki Conversiya Üniversitesi'nde oldukça aktiftir. Bugüne kadar sadece Kırgızıstan'da değil, örneğin Kazakistan'da da başarılı olmuşlardır. Böylece artık Kazak Başbakan Nursultan Nazarbayev'de tıpkı birçok Kırgız, Tatar veya Altaylı sıyasetçilerin yaptığı gibi Tengriciliğin asıl Türk kültürünün kaynağı olduğunu konuşmalarında sık sık hatırlatmaktadır. Ayrıca Azerbaycan'da, Türkiye'de, Özbekistan'da, hatta Rusya'ya bağlı Yakutistan ve Tataristan'da da faaliyet halindeler.

30 Ağustos Zafer Bayramı



‎30 Ağustos Zafer Bayramınız kutlu olsun. Ne mutlu Türküm diyene!

Ata Curtum Karaçay - Karaçay Türkleri (Karachay)



Karaçaylar veya Karaçaylılar Türk halklarından biridir. Çoğunluğu Rusya içindeki Karaçay-Çerkesya’da yaşar.

Karaçay-Malkar Türkleri yüzyıllardan beri, Kafkas sıra dağları’nın en yüksek zirvesi olan Elbruz dağının (Mingi Tav) yüksek bölgelerinde ve derin vadilerde yer alan köylerde yaşayan iki kardeş topluluktur. Elbruz dağının bir ucunda Karaçaylılar, diğer yamacında Malkarlılar yaşar. Bu coğrafi konumun dışında aralarında hiçbir farklılık yoktur. Karaçay Türkleri hakkında daha fazla bilgi için buraya tıklayın.

Mağjan Jumabayulu'ya 80 Yıl Sonra Gelen Cevap

» Bu şiir, Türkiye’nin Kurtuluş Savaşına atfen, Büyük şair Mağcan Cumabay tarafından Kazakistan’da 1918-1919 kışında yazılmıştır.»

Uzaktaki Kardeşime

Uzakta ağır azap çeken kardeşim
Solmuş laleler gibi kuruyan kardeşim
Etrafını sarmış düşman ortasında
Göl gibi gözyaşı döken kardeşim
Önünü ağır kaygı örtmüş kardeşim
Ömrünce yaddan cefa görmüş kardeşim
Hor bakan, yüreği taş, kötü düşman
Diri diri derini soymuş kardeşim
Ey Pirim! Değil miydi Altın Altay
Anamız bizim? Bizlerse birer tay
Bağrında yürümedik mi serazat
Yüzümüz değil miydi ışık saçan ay?
Alaca altın aşık atışmadık mı?
Tepişip bir döşekte yatışmadık mı?
Anamız olan Altayın ak sütünden
Beraber emip, beraber tadışmadık mı?
Akmadı mı bizim için dupduru bulak
Şarıldayıp, gürül-gürül dağdan inerek
Hazırdı uçan kuş, kopan yel gibi
Dilesek bir bir atlar, tıpkı Burak
Altay’ın altın günü nazlanarak
Gelende sen pars gibi bir er olarak
Akdeniz, Karadeniz ötelerine
Kardeşim, gittin beni bırakarak
Ben kaldım yavru balaban, kanat açamam
Uçsam diye davransam bir türlü uçamam
Yön bulduran, yol gösteren can kalmadı
Yavuz düşman koyar mı şimdi beni vurmadan
Kurşunlar genç yüreğime saplandı
Günahsız temiz kanım su gibi aktı
Kansız kalıp kuruyup bayıldım
Karanlık hapse sıkıca kapattı
Görmüyorum gece gezdiğimiz ovayı
Gündüz güneşi, gece gümüş nurlu ayı
Nazlı nazlı ipek kundaklara sarmalayıp
Bizi büyüten altın anam Altay’ı
Ey Pirim! Ayrıldık mı ulu bütünden?
Dağılıp yılmayan yağan oklardan
Türk’ün pars gibi yüreği varken
Korka kul mu olduk düşmandan sinen
Kudrete hamle eden Türk’ün canı
Gerçekten hasta mı, bitti mi hali?
Ateşi söndü mü yürekteki, kurudu mu
Kaynayan damarındaki atalar kanı
Kardeşim sen o yanda, ben bu yanda
Kaygıdan kan yutuyoruz, bizim adımıza
Layık mı kul olup durmak? Gel gidelim
Altay’a, ata mirası altın tahta

Mağcan Cumabay

80 Yıl Sonra Mağcan'a Cevap

«Bu şiir, Büyük şair Mağcan Cumabay’a Türkiye’den 80 yıl gecikmiş bir cevap ve vefa borcunun ifasıdır» 2002 Şubat

Uzaktan azabımı bilen kardeşim
Sevgisiyle gözyaşımı silen kardeşim
Özü amansız düşman ortasında
Gönlünü derdime bölen kardeşim
Ağır kaygılarla doldum kardeşim.
Kuruyup Lale gibi soldum kardeşim.
Taş yürekli düşmanı sen hep bilirdin.
Ben şimdi haberdar oldum kardeşim
Ortak anamız idi, Altın Altay
O bir Tulpar idi, bizler birer tay
Bağrında şimşek gibi çakardık
Karşımızda sönük kalırdı, gün ve ay
Alaca altın aşık atıştık elbet
Tepişip bir döşekte yatıştık elbet
Altay gibi bir ananın ak sütünden
Beraber emip, beraber tadıştık elbet.
Bizim için dupduru bulaklar aktı.
El attığımız yerde şimşekler çaktı.
Emrimizdeydi uçan kuş ve kopan yeller
Bindiğimiz atlar tıpkı buraktı.
Bir gün ortak hayatın süresi doldu.
Tanrı emriyle sefer mukadder oldu.
Bedenim Akdeniz–Karadeniz arkasında
Yüreğim Altın Altay’da kaldı.
Bilirim öksüz kalıp kanat açamadığın
Uçmaya davransan da uçamadığın
Yön bulduran, yol gösteren can olmayınca
Düşman kurşunlarından kaçamadığın
Sana değen kurşun, bana saplandı
Günahsız kanımız birlikte aktı
Toprağa düşen kan, onu yurt kılar
Bizi ayrılıp, bölünmek yaktı.
Ben de hasretim, gezdiğimiz ovaya
Gündüz güneşe, gece gümüş nurlu aya
Bizi ipek kundaklara sarmalayıp
Bağrında büyüten anamız Altay’a
Ulu bütünden ayrılıp uzağa düştük.
Tarihin kazanında yıllarca piştik.
Dağılıp yılmadık yağan oklardan
Yiğitlik suyunu biz özünden içtik.
Kudrete hamle eden Türk canı
Ne hasta düştü, ne de tükendi hali
Sönmedi yüreklerdeki ateş
Kurumadı damardaki atalar kanı
Kardeşim, sen o yanda, ben bu yanda
Kudret doğmaz ayrı ayrı yatanda
Gücü-kuvveti toplamak gerek
Atalardan miras ortak vatanda.

Feyzullah Budak

Doğu Türkistan Belgeseli

Mankurt Efsanesi (Yat Kha - Neve Haya)



Adını hatırla!.. Kim olduğunu bil!..
"Bir mankurt kim olduğunu, hangi soydan, hangi kabileden geldiğini, anasını babasını, çocukluğunu bilmezmiş. İnsan olduğunun bile farkında değilmiş. Bilinci, benliği olmadığı için, efendisine büyük avantaj sağlarmış. Ağzı var dili yok. İtaatli bir hayvandan farksız, kaçmayı düşünmeyen, bu yüzden de hiçbir tehlike arzetmeyen bir köle imiş..."

Cengiz Aytmatov - Gün Olur Asra Bedel

Tavsiye: Kürdoloji Yalanları - D. Ahsen Batur

Yayın Evi: Selenge Yayınları
Yazar: D. Ahsen Batur
ISBN 9789758839803
Sayfa Sayısı: 471
Basım Tarihi: Ağustos 2011
Her halkın, her devletin resmi tarih tezleri bazı abartı ve çarpıtmalardan nasibini almıştır. Devlet kuramamış, devleti olmamış halkların tarihlerinde ise abartı ve çarpıtmalar birbirine ulanır gider. Hayali coğrafya, hayali devlet, hayali vatan, hayali sanatla ilgili uydurma ve abartılan, o halkla hiç ilgisi olmayan ve etnik mensubiyeti kesinlik kazanmamış önemli tarihi şahısların sahiplenilmesi, genellikle devlet sahibi olamamış, çoğu küçük halkların sınır tanımaz, uçuk fantazyalarındandır.
Kürd tarihi olarak ellerde dolaşan, çoğu siyasî Kürdçüler, bir kısmı da suyu bulandırmak isteyen yabancı bilim adamları ve şartlatanlar tarafından sağlam temeller üzerine oturtulmadan yazılmış tarih kitapları, Kürd gençleri arasında rağbet görmekte; fakat bunların hiçbirisi o kitaplarda anlatılanların doğru mu yalan mı olduğunu anlayabilmesini sağlayacak bir mihenk taşına sahip bulunmamaktadır.
Yalan üzerine kurulmuş, "inanmazsan git rahmetliye sor!" mantığıyla oluşturulan, ideolojik ve militan zihniyetle yazılan tarih kitaplarıyla yetişen bir nesil, önünde sonunda tezatlar labirentinin içinde kaybolmaya mahkumdur.
"Adem ve Havva Adıgece (Çerkesce) konuşuyorlardı; aksi ispat edilinceye kadar bu tez geçerlidir" diyen bir fanatikle, "geçmişte bu bölgede yaşamış, etnik mensubiyeti açıkça belirlenmemiş tüm halkları Kürd kabul ediyorum!" diyen bir sözde tarihçi arasında fark yoktur.
Rus tarihçisi L.N. Gumilev'in dediği gibi "bir halkın tarihini biraz da onun düşmanlarının yazdıklarına bakarak okumak gerekir."
Belgesiz tarihçilik, kendi kendini aldatmanın en kestirme yoludur...


Türk Mukavemet Teşkilatı Arması



Türk Mukavemet Teşkilatı Arması - Kıbrıs/Lefkoşa

Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT), 1 Ağustos 1958'de savunmasız Türkleri acımasızca katleden EOKA örgütüne karşı mücadele etmek için kurulan silahlı yeraltı örgütüdür.

Türk Mukavemet Teşkilatı'nın amaçları
  • Kıbrıs Türklerinin can ve mal güvenliğini sağlamak,
  • Enosis'e ve bu hedef doğrultusunda yapılan girişimlerle estirilen teröre karşı durmak,
  • Türklere yapılacak saldırıları geri püskürtmek,
  • Türk toplumunun birliğini ve bütünlüğünü sağlamak, Enosis'i savunan AKEL'in Türk toplumu içinde ideolojik etkinlik kurmasını ve iç cepheyi bölmesini önlemek,
  • Rumlara ve İngilizlere karşı Kıbrıslı Türklerin haklarını savunmak,
  • "Anavatan" Türkiye ile sıcak ilişkileri ve Türk halkının "Anavatan"a bağlılığını sürdürmek.

Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız

Kurtuluş Savaşında 2000 Kırgız

2000 Kırgız yiğidi atlarla yola düşmüş Anadolu'ya.
6000 km. at sırtında. Biter mi o yol ya Rab.
Yardım etmek için Mustafa Kemal'in kahraman ordusuna.
Ne bekler o yollarda bilinmez,Türklüğün onurudur belkide
Gazilerin göz yaşları silinmez akar ardısıra
Bir yol gider atayurttan Balkana,Adriyatikten Çin Seddine
İşte o yolun sevdalısıydı atlılar bu biline
At sırtında doğmuştu,at sırtında ölmek yakışır
Üzengiye yapışmıştır kaderi vurulsada düşmez
2000 çelik yiğit taşırcasına binlerce yılı omuzunda
Katılacaklardı Mustafa Kemal'in ordusuna
Deh dediler bir tarihe yürü savaşa
Kandaşlarım vuruşurmuş ayrı düşmek yakışmaz kardaşa
Atlarımız yıkılsa da yayan yürür gideriz
Bu ulu dava bizim; ne yaza denk ne kışa
Kurtuluş Savaşının kahraman cengizleri
6000 kilometre atla da sar bizleri
Siz ki nurdan her akıncı tarihsiniz en baştan
Türkler korkmaz dediniz ne yoldan ne savaştan
Kimse geri dönmedi. Savaştan sağ çıkanlar İznik bölgesine yerleşti.

Bu gün Anadolu'da aynı şeyler olsa ki
Yine kalkar geliriz bu kez 20000 belki

Karlı (Karlu) Köyü (Hafik/Sivas)



Karlı (Karlu) Köyü (Hafik/Sivas). Köylülerin inancına göre köy halkı Oğuzların Karluk boyuna mensup ve köyün kuruluş tarihi 1200’lerdir. Köy meydanındaki çeşmedeki taştaki damga da köylüleri doğrulamaktadır. Çünkü bu damga Moğolistan’dan Balkanlar’a kadar Türk kültür coğrafyasında en çok görülen damgalardan biridir.

UQUS

Turan Soylu Yiğit Savaşçı Enver Paşa

Şu küçük kafalar ve küçültülmüş garip ülke, bir gün büyüyünce anlayacak seni!

Kaşgar'da 7 İşgalci Çinli Öldürüldü



Çin'in işgal ve abluka altında tuttuğu D. Türkistan Cumhuriyeti'nde olaylar devam ediyor. Kaşgar şehrinde dün meydana gelen olaylarda en az 7 işgalci Çinli öldürülürken Olaylarda 27 Çinli caninin yaralandığı gelen haberler arasında.

Yerel halkı dünyadan tecrit edilerek yeryüzündeki en görülmedik işkencelerle, zulüm ve soykırıma maruz kalan Doğu Türkistan'da, Kızıl Çin devletinden umudunu kesen halk şiddet'e başvurmaya devam ediyor. Daha 18 Temmuz'da Hoten vilayet merkezindeki bir Çin karakolunu basarak Uygurlar'ın asla kabul etmediği beşyıldızlı kızmızı bez parçasını indirerek yerine Doğu Türkistan Devleti'nin resmi bayrağı olan Ayyıldızlı şanlı Mavi bayrağını asarak şehadet şerbetini içen göstericilerin ardından dün Kaşgar vilayetinde meydana gelen saldırı olayı bu ay içerisindeki ikinci vak'a olması bakımından önem arzediyor.

Dün yerel saatle 23.45'te (Türkiye Saatiyle 18.45) iki Uygur direnişci, işgalci Kızıl Çinliler'in yoğun yaşadığı lezzetli Yemekler Sokağı girişindeki kırmızı ışıkta bekleyen Çinli kamyonet şöfürünü öldürdükten sonra kamyoneti Çinli kalabalığın üzerine sürdü ve arabadan inerek etrafta bulunan içkili sarhoş Çinlilerin üzerine rasgele bıçak darbesi indirdiği belirtildi. Olay sırasında 7 Çinli öldürülürken saldırı başlatan bir Uygur da yaşamını yitirdi. Görgü tanıklarının ifadesine göre 27 kişi çeşitli yerlerinden yaralanırken, yaralılardan kaçının Uygur, kaçının ise Çinli olduğu henüz netlik kazanmadı. Saldırı yaptığı iddia edilen bir Uygur İşgalci, Çin polislerince olay yerinde tutuklandı. Saldırı olayının neden meydana geldiği araştırılırken uzmanlara göre bu her an patlamaya hazır mayın tarlasına benzeyen ama narkoz etkisinden henüz uyanamayan yerel halkın bir kıvılcımla topyekün ayaklanabileceğinin bir işareti olduğu ifade ediliyor. Çılgına dönen işgalci Çin hükümeti Kaşgar'a giriş çıkışları kapatırken ev - ev baskınlar düzenleyerek binlerce kişiyi gözaltına aldığı ifade edildi.
Uygur Haber Ajansı (Kaşgar)